Beyin: Senin Değil, Senin Hikâyen – David Eagleman
David Eagleman’ın ‘Beyin: Senin Hikâyen’ eseri, beynin kimliğimiz üzerindeki etkisini derinlemesine inceliyor.
Nuh Muaz Kapan yazdı…
David Eagleman tarafından kaleme alınan “Beyin: Senin Hikâyen” (The Brain: The Story of You) kitabı, nörobilimin sınırlarını aşarak insanın öz kimliğine dair sorduğu “Ben kimim?” sorusuna kapsamlı yanıtlar sunmaktadır. Bu eser, uluslararası akademik çevrelerde ve modern bilimsel tartışmalarda, beynin sabit bir organ olmaktan ziyade sürekli gelişen bir “hikâye” olduğunu kanıtlayan önemli bir referans noktası olarak öne çıkmaktadır.
Eagleman’ın anlatımında öne çıkan en çarpıcı kavram, “Livewiring” (Canlı Devre) sistemidir. Geleneksel anlayışların aksine, beyin doğuştan gelen ve değişmez bir yapı değildir. Eagleman, her deneyim, okunan kitap ve sosyal etkileşimle beynin fiziksel yapısının saniyeler içinde değiştiğini savunur. Bu durum, psikanalitik “yaşantı yoluyla kişiliğin inşası” teorisinin nörobiyolojik bir kanıtıdır. İnsan beyni, doğumda diğer memelilere kıyasla “bitmemiş” bir şekilde dünyaya gelir ve bu durum, muazzam bir esneklik (plastisite) sağlar. Dış dünya ile kurulan her etkileşim, beynin sinaptik yapısında yeni yollar açar; böylece birey, kendi biyolojisini yaşadığı hayatla birlikte “yazar”.
Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri, beynin dış dünyayı doğrudan deneyimlemediği, yalnızca elektrokimyasal sinyalleri yorumladığı gerçeğidir. Beyin, karanlık ve sessiz bir kafatasının içinde hapsolmuş bir mahkûm gibidir. Eagleman, renklerin, seslerin ve kokuların “dışarıda” var olmadığını, bunların beynin hayatta kalmak için oluşturduğu yararlı illüzyonlar olduğunu belirtir. Bu durum, psikanalizde hastanın anlattığı “gerçekliğin” nesnelliğinden ziyade, onun bu gerçeği nasıl kurguladığının önemini biyolojik olarak doğrular. Bizler, dış dünyayı olduğu gibi değil, beynimizin sunduğu bir “simülasyon” üzerinden algılarız.
Eagleman, irade ve karar verme konusundaki yanılsamaları da sorgular. Bilinci, devasa bir okyanusta ilerleyen bir geminin güvertesindeki küçük bir yolcuya benzetir. Geminin rotasını belirleyen büyük motorlar ve çalışan ekip, yani bilinçdışı mekanizmalar, yolcunun erişimine kapalıdır. Kitapta yer alan çarpıcı vaka analizleri (örneğin beyin tümörü nedeniyle suça yönelen bireyler veya uyurgezer cinayetleri), özgür iradenin sınırlarını sorgulatır. Eagleman’ın “Team of Rivals” (Rakipler Takımı) olarak adlandırdığı içsel mekanizma, beynin farklı nöral ağlarının sürekli bir iktidar mücadelesi içinde olduğunu öne sürer. Bir karara vardığımızda, aslında zihnimizdeki bir fraksiyonun diğerini yenmesini izleriz; bu, psikanalizdeki id, ego ve süperego arasındaki dinamik çatışmanın modern nörobilimdeki karşılığıdır.
Sosyal boyut ele alındığında, Eagleman beynimizin diğer beyinlere muhtaç bir “sosyal organ” olduğunu vurgular. Ayna nöronlar ve sosyal acı merkezleri aracılığıyla, bir bireyin dışlanmasının veya sosyal bir grubun parçası olmasının beyinde fiziksel bir acı ya da ödül yarattığını gösterir. Yabancı kaynaklarda özellikle altı çizilen “dehumanization” (insanlıktan çıkarma) analizi, toplumsal şiddetin beyindeki empati devrelerini nasıl kapattığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyar. Bizler yalnızca bir “Öteki” ile etkileşimde bulunarak beynimizin tam kapasitesini kullanabiliriz; bu da nesne ilişkileri kuramının biyolojik temelini oluşturur.
Son bölümde Eagleman, biyolojik bedenimizin sınırlarını aşma potansiyelini inceler. Beyne takılan elektrotlar, yapay uzuvlar ve duyu genişletme teknolojileri (örneğin sağırların titreşimle “duymasını” sağlayan cihazlar), beynin veri girişi konusundaki esnekliğini kanıtlar. Bu durum, gelecekte “insan” tanımının yalnızca biyolojik bir bedenle sınırlı kalmayacağını işaret eder.
Özetle, David Eagleman, beynin sadece biyolojik bir makine değil, sürekli gelişen, çevreyle etkileşime giren ve anlam üreten devasa bir kütüphane olduğunu anlatmaktadır. Psikanaliz bu kütüphanedeki hikâyeleri yorumlayıp onarmaya çalışırken, Eagleman kütüphanenin raflarını, mürekkebini ve kağıdını, yani et ve kandan oluşan o muazzam altyapıyı tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer.
Beyin – Senin Hikâyen
David Eagleman
Çev. Zeynep Arık Tozar
Domingo Yayınları
İstanbul
272 s.
2020




