Dünyada Takviye Edici Gıda Pazarı 200 Milyar Doları Geçti

Dünyada takviye edici gıda pazarı 200 milyar doları aştı. Zade Vital, ihracatını artırarak Türkiye ekonomisine katkı sağlıyor.

Zade Vital, dünya genelinde 20’den fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla dikkat çekiyor. Üretim altyapısını güçlendiren bu şirket, Konya ekonomisine de önemli katkılarda bulunuyor.

Stratejik dönüşüm süreciyle büyüme ivmesini artıran Zade Vital, yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Türkiye’nin yanı sıra ABD, Avrupa, Körfez ülkeleri ve Uzak Doğu gibi geniş bir coğrafyaya ihracat yapan şirket, bu sayede hem kendi büyümesini hem de Türkiye’nin ekonomik gelişimini destekliyor.

Halil İbrahim Bacacı’nın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Bacacı Yatırım Holding’in bir parçası olarak 2025 yılı itibarıyla sektördeki ilk 10 oyuncu arasında yer almayı hedefleyen Zade Vital, bu doğrultuda yüksek katma değerli üretim alanlarına odaklanan bir dönüşüm modeli uygulamaya koydu. Bacacı Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Cansu, bu stratejinin üretim kapasitesini artırmayı ve ürün geliştirme yatırımlarını güçlendirmeyi amaçladığını belirtti.

Cansu, “Bir yıl önce gerçekleştirdiğimiz satın almanın ardından tüm operasyonlarımızı detaylı bir şekilde analiz ettik. Gıda sektörünün farklı segmentlerinde faaliyet gösteriyor olsak da kaynaklarımızı verimlilik, sürdürülebilir büyüme ve yüksek katma değer yaratacak alanlara yönlendirmek bizim için stratejik bir öncelikti. Takviye edici gıda sektörü, iç pazarda ve ihracatta güçlü bir büyüme potansiyeli sunuyor. Bu nedenle enerjimizi, yatırım gücümüzü ve üretim kapasitemizi bu alana yoğunlaştırdık. Bu adımlar yalnızca şirketimizin büyümesine değil, aynı zamanda ülke ekonomisine ve özellikle Konya’daki sanayi ve istihdam ekosistemine daha güçlü katkı sağlamasına imkân yaratacaktır,” dedi.

Zade Vital, dönüşüm planı çerçevesinde Zade Yağ’ın modern tesislerindeki altyapı ve uzmanlığı, takviye edici gıda alanında değerlendirme kararı aldı. Cansu, “Takviye edici gıda sektörüne yönelik yeni yatırımlar, Ar-Ge çalışmaları ve yenilikçi ürünlerimizle Zade Vital hızla büyüyor. Bu büyümeye paralel olarak Zade Yağ fabrikasını da yeni yatırımlarla Zade Vital’in gücüne güç katacak şekilde dönüştürüyoruz. Böylece hem Türkiye pazarındaki varlığımızı güçlendirmeyi hem de ihracat operasyonlarımızı büyüterek ülke ekonomisine katkımızı artırmayı hedefliyoruz,” şeklinde konuştu.

Cem Cansu, üniversitelerle başlatılan Ar-Ge çalışmalarının 100’ü aşkın ürün çeşidine dönüştüğünü ifade ederek, “Bugün 170’in üzerinde farklı form ve ürün seçeneğine sahip geniş bir portföy oluşturmuş durumdayız. Bu çeşitlilik, farklı ihtiyaçlara yönelik çözüm geliştirme kabiliyetimizin bir göstergesi. Biz bir ürünü sadece şişelemiyor, tohumundan itibaren takip ediyoruz. Bugün Konya’daki tesislerimizde ürettiğimiz katma değerli ürünleri ABD’den Avrupa’ya, Körfez ülkelerinden Uzak Doğu’ya kadar 20’den fazla ülkeye ihraç etmenin gururunu yaşıyoruz. Bu sayıyı 35 ülkenin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz,” dedi.

Biyoçeşitliliğin Türkiye’nin en büyük gizli gücü olduğunu vurgulayan Cansu, “Ülkemiz yaklaşık 12 bin bitki türüne ve 4 bine yakın endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor. Bu son derece güçlü bir doğal kaynak anlamına geliyor. Rekabet gücümüz, Anadolu’nun bu bereketini katma değerli ürüne dönüştürme becerimizde yatıyor. Üniversite-sanayi iş birliğinin klinik çalışmalara dönüşmesi, Türkiye’nin gıda takviyesi pazarında küresel bir güç olması için büyük önem taşıyor. Kendi bitkimizin etkisini kendi bilim insanlarımızla kanıtlamalıyız,” dedi.

Zade Vital, yerli ve milli bir oyuncu olarak yatırımlarına devam ederken, daha önce ithal edilen birçok ürün grubunu artık kendi tesislerinde üretiyor. Cansu, “Asıl gurur verici olan yerli sermayenin gücüdür. Türkiye sadece bir tüketim pazarı değil, bölgenin üretim üssü olma yolunda ilerliyor. Zade Vital, yüksek teknolojisi ve kalite algısıyla bu alanda öncü şirketlerden biri konumundadır,” ifadelerini kullandı.

Dünyada takviye edici gıda pazarının 200 milyar doları aştığını belirten Cansu, “Türkiye’de ise bu pazar 2025 itibarıyla yaklaşık 1 milyar dolar seviyesine ulaşacak. Bu da Türkiye pazarının hem mevcut büyüklüğü hem de taşıdığı potansiyel açısından hâlâ erken aşamada olduğunu ve genç nüfusuyla yatırımcılar için güçlü bir büyüme alanı sunduğunu gösteriyor,” dedi. Türkiye takviye edici gıda pazarının son yıllarda istikrarlı bir büyüme trendi yakaladığını ve sektörün yıllık yaklaşık yüzde 15 seviyelerinde büyüdüğünü aktaran Cansu, bazı segmentlerde bu oranın daha da yukarı çıkabildiğini sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu