Geçmiş Nesillerin Helakı Bizlere Ne Öğretiyor?

Geçmiş nesillerin helakı, günümüzdeki toplumlar için önemli dersler içermektedir.

Kendilerinden önce nice nesilleri yıkıma uğratmış olmamız, günümüzdeki toplumları doğru yola yönlendirmedi mi? Geçmişte yaşamış olanların yurtlarında dolaşan bizler, onların hikayelerinden ders almadık mı? Bu durum, akıl sahipleri için önemli dersler barındırıyor.

Ey Muhammed, daha önce helak ettiğimiz topluluklar, senin kavminden Allah’a ortak koşanlara, kötü bir sonun kaçınılmaz olduğunu göstermedi mi? Onlar, geçmişte yok olan milletlerin harabe olmuş topraklarında yaşıyor ve bu yıkımların sonuçlarını gözlemliyorlar. Bu kalıntılar, akıl sahipleri için büyük ibretler taşımaktadır.

İnsan, geçmiş nesillerin sonlarına dair düşündüğünde, gözleriyle onların yerinde erimiş toprak haline gelmiş evlerini ve tarihi yapıtlarını seyrettiğinde, kaybolmuş bedenlerini, yok olmuş ruhlarını ve geçmişteki arzularını hatırladığında, etrafında yalnızca boşluk ve ıssızlık gördüğünde, o zaman geçmişteki milletleri yok eden gücün kendisini de yutmak üzere olduğunu fark eder. O zaman, geçmişteki milletlerin başına gelenlerin kendisine de gelebileceğini anlar ve uyarıların ne anlama geldiğini kavrar. Bu ibret verici olaylar, aklı başında olan insanlar için bir ders olmalıydı; ancak bu insanlar neden doğru yola gelmiyorlar?

Şu anda, geçmişte yok ettiğimiz nice nesillerin kalıntıları üzerinde yaşıyor değil miyiz? Gözlerimizin önünde gerçekleşen bu yıkımlar, bizi uyandırmadı mı? Nuh, Âd, Semûd, Lût ve Firavun toplumu helak oldu. Onlardan sonra gelenlerin bu yıkımlardan ders alması gerekmiyor mu? Onlar yok oldular, bizler de yok olmayacak mıyız? Şu anda onların yerlerinde, yurtlarında yaşamıyor muyuz? Geçmişteki Mekkelilere hitap eden bu ayetler, bugün de bizler için geçerlidir. Onlar gitti, biz ebedi mi kalacağız? Evet, akıl sahipleri için burada önemli ayetler ve ibretler bulunmaktadır.

Zemahşerî, bu ayetin tefsirinde özellikle hidayet ve körlük arasındaki ilişki, tarihten ders çıkarma ve akıl sahiplerinin nitelikleri üzerinde durur. Ayetin başındaki “E-ve-lem yehdi lehum…” ifadesi, geçmiş kavimlerin helak edilmesinin Mekke müşrikleri için bir rehber olması gerektiğini vurgular. Yaşanan tarihi felaketler, o kadar açık ve nettir ki, adeta insanları hidayete çağıran birer mürşid gibidir.

Mekkelilerin ticari yolculukları sırasında, Âd, Semûd ve Lût kavimlerinin helak olduğu topraklardan geçmeleri, bu durumu daha da anlamlı kılar. Onlar bu harabeleri sadece uzaktan duyma bir masal gibi dinlemiyor; bizzat gözleriyle görüyor ve ayaklarıyla o topraklara basıyorlar. Ancak yine de ders almamaları, kalplerinin katılaştığını ve basiretlerinin kapandığını gösteriyor.

Ayrıca, ayetin sonunda geçen “Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır” ifadesindeki “nuhâ” kelimesi, akıl anlamına gelen “nuhye” kelimesinin çoğuludur. Zemahşerî, aklın insanı çirkin işlerden ve helak edici davranışlardan alıkoyduğunu belirtir. Geçmiş kavimlerin yıkıntılarına bakıp da kendi gidişatını düzeltmeyenler, gerçek anlamda akıl sahibi sayılamazlar. Gerçek akıl, tehlikeyi gördüğünde insanı durduran akıldır.

Özetle, Zemahşerî’nin yaklaşımına göre, bu ayet insanları tarih bilinciyle düşünmeye davet eder. Gözle görülen yıkıntılar, aklın önünde birer hidayet delilidir. Eğer bir insan, helak olmuş kavimlerin yurtlarında dolaşıp hala ibret almıyorsa, o kişinin aklı işlevini yitirmiş demektir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu