Wellbees, Tagalogca ile 38 Dilde Küresel Hizmet Sunmaya Başladı

Wellbees, 38 dilde hizmet sunarak dünya genelinde 250 binden fazla çalışana ulaşmayı hedefliyor.

Kurumsal esenlik alanında faaliyet gösteren Wellbees, 100’den fazla ülkede 250 binden fazla çalışana ulaşarak 38 dilde hizmet sunmaya başladığını duyurdu. Bu kapsamda, Tagalogca, Kantonca, Urduca, Malayca ve Tamilce gibi dillerin de aralarında bulunduğu geniş bir dil yelpazesi ile çalışanlarına destek sağlamayı amaçlıyor.

Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, platformda sunulan içeriklerin çeşitliliği hakkında bilgi vererek, “Bir çalışana sadece global bir şirkette görev aldığı için ‘İngilizce konuşan bir uzmanla görüş’ demek kapsayıcı bir yaklaşım içermiyor. Çalışanlar, kendi dillerinden ve kültürlerinden biriyle iletişim kurmak istiyorlar” şeklinde konuştu.

Çalışma hayatının küreselleşmesiyle birlikte, şirketlerin çalışan deneyimlerine yönelik öncelikleri de değişiyor. Farklı ülkelerden gelen ve çeşitli kültürel arka planlara sahip çalışanların aynı ekiplerde yer alması, yan haklar ve liderlik anlayışını yeniden şekillendirirken, esenlik hizmetlerinde de yeni ihtiyaçları ortaya çıkarıyor.

Wellbees, bu bağlamda dil seçeneklerini 10’dan 38’e çıkararak, 100’den fazla ülkede 250 binden fazla çalışana yerel ve kültürel esenlik hizmetleri sunmayı hedefliyor. Şirket, psikolojik destek, beslenme ve spor alanlarında 1000’den fazla yerel danışmanla iş birliği yaparak, çalışanların ihtiyaçlarına daha iyi yanıt vermeyi amaçlıyor.

Melis Abacıoğlu, ulaştıkları dil ve danışman sayısıyla esenlik alanında dünya genelinde bir ilki gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, “38 dil, her coğrafyanın toplumsal ve kültürel dinamiklerini kapsayan bir yerelleşme stratejisine dayanıyor. Çalışanlar, kendi dillerinden biriyle iletişim kurmak istiyorlar ve bu nedenle sadece dil seçeneklerini artırmakla kalmayıp, o dili ve kültürü iyi bilen danışmanlarla hizmet vermeye başladık” dedi.

Abacıoğlu, karşılaştıkları kültürel farklılıkları da şu şekilde aktardı: “Toplumsal hassasiyetler, sağlık yaklaşımları ve günlük alışkanlıklar, sunduğumuz hizmetin ülkeler bazında şekillenmesine yol açtı. Örneğin, Güney Kore’deki beslenme danışmanlarımız, çalışanların geri bildirimlerine göre ilerleyeceklerini belirttiler. Ukrayna’daki çalışanlar için ise danışmanların sadece dili konuşması değil, aynı zamanda o ülkede yaşamaları gerektiğini düşündük. Bu sayede, savaşın etkisi altında şekillenen yaşamı ve toplumsal atmosferi daha iyi anlayan uzmanlarla iletişim kurmayı sağlıyoruz.”

Son olarak, Abacıoğlu, Tagalogca, Kantonca, Urduca, Malayca ve Tamilce gibi dillerin yanı sıra, global şirketlerden gelen talepler doğrultusunda yeni diller eklemek için altyapı oluşturduklarını ve bu dillerde konuşan danışmanlarla iş birliği yapabileceklerini belirtti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu