AfD’nin geri göç politikası tepki çekti: Silah mı?
SPD’li Macit Karaahmetoğlu, AfD’li Ulrich Siegmund’un savunma sanayisi ile “geri göç” politikası arasında bağ kurmasına sert tepki gösterdi.
SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, aşırı sağcı AfD’nin Saksonya-Anhalt Başbakan adayı Ulrich Siegmund’un savunma sanayisi üretimiyle “geri göç” ve sınır dışı etme politikaları arasında bağlantı kurmasına sert sözlerle karşı çıktı.
Siegmund, eyalette savunma sanayisinin desteklenmesi gerektiğini savunurken, gelecekte uygulanacak “geri göç” ve sınır dışı işlemleri için uygun araçlara ihtiyaç duyulacağını belirtmişti. Karaahmetoğlu ise bu ifadelerin AfD’nin göçmenlere yönelik yaklaşımını açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
SPD’li vekil, Siegmund’a hitaben, “İktidara geldiğinizde göçmenleri silah zoruyla evlerinden alıp sınır dışı etmeyi mi düşünüyorsunuz? Gitmek istemeyenleri silah zoruyla geri mi göndereceksiniz?” diye sordu. Karaahmetoğlu, bir başbakan adayının silah üretimiyle insanların ülkeden gönderilmesini aynı bağlamda değerlendirmesinin AfD’nin Almanya tasavvurunu gösterdiğini ifade etti.
AfD’nin uzun süredir kullandığı “remigration” yani “geri göç” kavramının soyut bir siyasi slogan olarak geçiştirilemeyeceğini belirten Karaahmetoğlu, bu söylemin gerçek hayatta ne anlama geldiğinin sorgulanması gerektiğini vurguladı. Milletvekili, “Kim gönderilecek, kimin ülkede kalmasına izin verilecek ve kimin Almanya’ya ait olduğuna kim karar verecek?” sorularını gündeme taşıdı.
Karaahmetoğlu, AfD’nin iktidara yaklaştıkça hedeflerini daha açık ifade ettiğini savunarak, partinin yalnızca göçmenler için değil, Almanya’daki hukuk düzenine ve demokrasiye inanan herkes açısından tehdit oluşturduğunu söyledi. “İnsanların AfD iktidara geldiğinde neler yapabileceğini anlaması için daha ne tür açıklamalar duyması gerekiyor?” ifadelerini kullandı.
Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerin bu tartışmayı yalnızca yeni gelenlerle ilgili görmemesi gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, özellikle uzun yıllardır ülkede yaşayan Türk toplumunda “Biz yıllardır burada yaşıyoruz, çalışıyoruz ve vatandaşız; AfD bizi kastetmiyor” şeklindeki düşüncenin yanıltıcı olabileceği uyarısında bulundu.
AfD’nin çizdiği ayrımın yalnızca vatandaşlık ya da pasaport üzerinden kurulmadığını dile getiren Karaahmetoğlu, partinin kimin “gerçek Alman” kabul edileceğine ilişkin dışlayıcı bir anlayış taşıdığını söyledi. Göçmen kökenlilerin Almanya’nın ekonomik, bilimsel, kültürel ve toplumsal yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
Hastanelerde doktor, üniversitelerde akademisyen, şirketlerde yönetici, fabrikalarda mühendis ve mahallelerde esnaf olarak görev yapan göçmen kökenli insanların ülkenin ortak yaşamına katkı sunduğunu belirten Karaahmetoğlu, AfD’nin bu ortaklığın üzerine yeniden “kim bizden, kim değil” ayrımı koymak istediğini savundu.
Açıklamasının sonunda AfD’nin politikalarının artık gizli mesajlar üzerinden okunmasına gerek kalmadığını söyleyen Karaahmetoğlu, “Mızrak artık çuvala sığmıyor” değerlendirmesinde bulundu. Milletvekili, hâlâ “Bizi kastetmiyorlar” diyenlerin, gelecekte “Bunu nasıl göremedik?” dememek için yapılan uyarıları dikkate alması gerektiğini ifade etti.




