Vahiy Penceresi: Bugün Biriktirdiklerin Yarın Ne Olacak?
Hayat boyunca biriktirdiklerimiz ve yarın için hazırlıklarımız üzerine düşünmemiz gereken önemli noktalar.
İnsan, yaşamı boyunca birçok şey biriktirir; para, mal, mülk, başarı, şöhret gibi maddi unsurların yanı sıra duygusal değerler de toplar. Ancak, bu biriktirdiklerimizin yanında sıklıkla unuttuğumuz bir ‘yarın’ gerçeği vardır.
Kur’an-ı Kerîm, bu noktada insanı derin bir şekilde uyarır: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr, 59/18)
Bu ayet, insanın geleceği için yaptığı planların ötesinde, ahiret hayatına dair hazırlık yapması gerektiğini hatırlatır. Bugün yaşadığımız hayat, yarın Allah’ın huzuruna çıkacağımızda bizi sevindirecek mi, yoksa pişman mı edecek? İşte bu, vahyin sorduğu temel sorudur.
İnsanlar, dünya hayatında geleceği için titiz bir şekilde plan yapar; çocuklarının eğitimi, emeklilik dönemi, sağlık gibi konularda hesaplar yapar. Ancak bu çabaların yanında, ahiret için aynı özeni göstermemek büyük bir eksikliktir.
Günümüz insanı, belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok şeye sahip. Ancak, sahip olduklarımız arttıkça iç huzurumuzun da aynı oranda artmadığı görülüyor. Daha büyük evler, lüks otomobiller ve gösterişli yaşamlar arasında kaybolmuş bir şekilde, sosyal medyada insanlara neye sahip olduğumuzu göstermekle meşgulüz. Oysa ki, ölüm anında yanımızda mal değil, amellerimiz olacaktır.
İnsanın hayatındaki gerçek değer, sahip olduğu makam, şöhret veya insanların takdiri değil, Allah’ın huzurundaki hesabıdır. Bu nedenle, Haşr Suresi’nin 18. ayeti, modern insanın telaşları arasında derin bir sorgulama yapmamıza neden olur: “Yarın için ne hazırladın?”
Bugün bir iyilik yaparken bile görünür olma isteği içinde hareket ediyoruz. Yardım etmek, paylaşmak ya da bir başarı elde ettiğimizde bunu duyurmak istiyoruz. Ancak, bu durumda kendimize sormamız gereken soru şudur: “Ben bunu Allah rızası için mi yapıyorum, yoksa insanlar beni görsün diye mi?” Çünkü insanın en büyük imtihanlarından biri, görünür olmakla değerli olduğunu birbirine karıştırmasıdır. Oysa Allah katında gerçek değer, samimiyetle ölçülür.
Hayat, aslında bir hazırlık sürecidir. Her gün yarınımıza bir şeyler gönderiyoruz; bir güzel söz, bir iyilik, bir dua… Ancak, aynı zamanda kırdığımız kalpler, yaptığımız haksızlıklar ve günahlar da gönderiyoruz. Farkında olmadan, kendi geleceğimizi inşa ediyoruz.
Kur’an’da dikkat çeken bir diğer ifade ise, “Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” şeklindedir. Yani, insanın yaptığı hiçbir şey kaybolmaz; gizli kalmaz. Bu nedenle, mümin hayatını sadece bugünün kazancı üzerinden değerlendirmez, yarını da düşünmek zorundadır.
İnsanın hayatında geri dönüp bakacağı bir gün mutlaka vardır. O gün, “Keşke daha fazla param olsaydı” demekten ziyade, “Keşke daha fazla iyilik yapabilseydim” diyecektir. Kur’an, bu gün gelmeden önce kendimize bakmamız için bir çağrıda bulunuyor. Herkes yarın için ne hazırladığına dikkat etmelidir.
O halde, bugün kendimize sormalıyız: “Ben yarınıma ne gönderiyorum?” Biriktirdiğim servet mi, insanların alkışı mı, yoksa Allah’ın razı olacağı ameller mi? Sonuçta, dünya hayatında ne kadar çok şeye sahip olursak olalım, geriye tek bir soru kalacak: “Yarın için ne hazırladın?” Ve o gün geldiğinde, cevabımızı sözlerimiz değil, hayatımız verecektir.




