İsrail’in İran’a Yönelik Stratejisi: Rejim Değişikliği
İsrail, İran’a yönelik askeri senaryolarını rejim değişikliği hedefi doğrultusunda değerlendiriyor.
İsrail merkezli Yediot Ahronot, İran’a karşı olası askeri senaryoların İsrail’de “rejim değişikliği” hedefi çerçevesinde ele alındığını bildirdi. Haberde, İsrailli üst düzey yetkililerin geçtiğimiz hafta ABD yönetimine sunduğu değerlendirmelere yer verildi.
İsrail’in bu aşamada askeri bir saldırıya karşı çıkmasının nedeninin, kamuoyunda tartışılan hava savunma kapasitesi ya da önleyici füze stoklarının teknik sınırlamaları olmadığı ifade edildi. Bu tutumun, İsrail’de gerçekleştirilen daha kapsamlı stratejik değerlendirmelere dayandığı belirtildi.
Ynet’in ABD’li kaynaklara dayandırdığı haber, İran’dan “700 füze” fırlatılması gibi en uç senaryoların bile İsrail’deki karar alma süreçlerinde maliyet-fayda analizlerini köklü bir şekilde etkilemediğini öne sürdü. Bazı İsrailli yetkililerin, askeri bir operasyonun İran’daki mevcut siyasi yapının çökmesine yol açması durumunda bunun “kabul edilebilir bir bedel” olarak değerlendirildiği kaydedildi.
Bu yaklaşımda, son savaş sürecinde askeri ve teknik kapasitenin sınırlarına kadar zorlanmış olmasının da etkili olduğu ifade edildi. Haberde, savaş sırasında İsrail’in çok katmanlı hava savunma sistemlerinin olağanüstü bir baskı altında çalıştığı ve çeşitli yerli ve yabancı platformların eş zamanlı olarak devreye alındığı aktarıldı.
Savaş sonrası yapılan iç değerlendirmelerde, gelecekteki olası çatışmaların daha az sayıda ama daha hassas ve verimli önleyici füzelerle yönetilebileceği sonucuna varıldığı bildirildi. Ynet’e göre, hedef havuzunun genişletilmesi, nüfuz kabiliyeti ve hassasiyetin artırılması için istihbarat toplama, karar alma ve uygulama arasındaki sürenin kısaltılmasına yönelik çalışmalar yürütüldü.
İsrail’in ABD’ye ilettiği temel itirazın askeri kapasiteden ziyade planlanan operasyonun siyasi sonuçlarına odaklandığı belirtildi. İsrailli yetkililer, masada bulunan saldırı planının İran’daki mevcut siyasi yapıyı devirecek nitelikte olmadığına dair değerlendirmelerde bulundu. Bu tür bir operasyonun askeri altyapıya ciddi zarar verebileceği ve geçici bir istikrarsızlık yaratabileceği, ancak kalıcı bir siyasi sonuç doğurmayacağı ifade edildi.
Bu bağlamda, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu aşamada askeri harekâta onay vermemesinin, İsrail’de net bir siyasi hedefi bulunmayan geniş çaplı bir sürecin başlatılmaması gerekçesiyle bazı çevrelerce olumlu değerlendirildiği aktarıldı. Ynet’in haberine göre, ABD’nin bölgede askeri varlığını artırdığı ve bu kapsamda “Lincoln” ve “Ford” adlı iki uçak gemisinin Basra Körfezi’ne sevk edildiği, Diego Garcia üssüne kargo uçakları gönderildiği, müttefik ülkelere ait hava savunma sistemlerinin güçlendirildiği ve çok boyutlu istihbarat faaliyetlerinin yoğunlaştırıldığı bildirildi.
Bu hazırlıkların yalnızca askeri kapasiteyle sınırlı olmadığı, İran’daki ekonomik, toplumsal, etnik ve siyasi kırılganlıkların da göz önünde bulundurulduğu ifade edildi. Ayrıca, olası bir askeri sürecin siyasi bir alternatif ya da net bir ufuk olmaksızın stratejik hedeflere ulaşamayacağı görüşü doğrultusunda farklı siyasi senaryoların da değerlendirildiği belirtildi.
Ynet’e göre, İsrail ordusu operasyonel hazırlık seviyesini yüksek tutmaya devam ediyor. Savunma alanındaki protokollerin güncellendiği, birliklerin yeniden konuşlandırıldığı ve önceki çatışmalardan elde edilen derslerin uygulamaya geçirildiği kaydedildi. Hava, istihbarat ve siber unsurların çok cepheli ve geniş ölçekli senaryolara yönelik hazırlıklarını artırdığı bildirildi. Artan gerilim ortamında, üç yeni F-35 Adir savaş uçağının Nakab’daki Nevatim Hava Üssü’ne ulaştığı ve İsrail Hava Kuvvetleri envanterindeki F-35 sayısının 48’e çıktığı aktarıldı. Yeni uçakların entegrasyon ve eğitim süreçlerinin hızlandırıldığı ifade edildi.
Son olarak, emekli Tümgeneral Giora Eiland’ın Arrow önleyici füze sistemine dair açıklamalarına da yer verildi. Ynet, Savunma Bakanlığı kaynaklarına dayandırarak, üretimde siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle bir duraksama yaşandığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti. Savunma Bakanlığı’nın bütçe talebinin acil bir ihtiyaçtan ziyade uzun vadeli kapasite artışına yönelik olduğu, gerekli onayların ardından üretimin sürdüğü ifade edildi. Ayrıca, daha fazla önleyici füzenin her zaman ihtiyaç duyulan bir unsur olduğu değerlendirmesine yer verildi.
YDH




