İran’a Yönelik Savaşın Sonuçları Ne Olacak?

İsrail ve ABD’nin İran’a karşı başlattığı askeri operasyonun sonuçları ve olası gelişmeler inceleniyor.

İran’a Yönelik Savaşın Sonuçları Ne Olacak?

İsrail ve ABD, İran’a karşı ortak bir askeri operasyon başlattı. Trump yönetimi, bu operasyonun amacını rejim değişikliği olarak belirleyerek büyük ölçekli bir muharebe harekâtı yürüttüğünü duyurdu. Bu gelişme, Trump’ın İran ile nükleer müzakerelerde istediği sonuçları elde edememesi sonrası gerçekleşti ve aynı zamanda İsrail’in uzun süredir savunduğu bir stratejiyi de yansıtıyor.

Operasyonun kapsamı henüz netleşmiş değil. Saldırının düşük yoğunluklu sınırlı vuruşlarla mı kalacağı yoksa geniş çaplı bir çatışmaya mı dönüşeceği, önümüzdeki saatler ve günlerde ortaya çıkacak. İran’dan gelen ilk tepkiler ise misilleme hazırlıklarına işaret ediyor; Tahran ve diğer şehirlerde patlamalar meydana geldiği bildirildi, İran füzeleri İsrail’e yönlendirildi.

İsrail’in stratejik hedefi, İran’ı askeri olarak zayıflatmanın ötesine geçerek, mevcut rejimi tamamen değiştirmek ve yerine daha kontrol edilebilir bir yapı kurmak gibi görünüyor. Ancak İran’ın toplumsal ve siyasi yapısı, geçmişteki Şah dönemi figürlerinin geri dönüşüne izin verecek kadar zayıf değil. Olası bir iktidar değişikliği, mevcut sisteme benzer otoriter bir yapı ile sınırlı kalabilir; Hamaney’in kontrolündeki reformist kanat bile sınırlarına ulaşmış durumda.

Eğer gerçek hedef rejim değişikliği ise, İran’ı etnik ve bölgesel fay hatları üzerinden bölmek en etkili yol olacaktır. Bu bağlamda, İran Kürt bölgelerinde yaşanan hareketlilik dikkat çekiyor. Son dönemde İran Kürtleri arasında beş ana muhalif grubun (PJAK, PDKI, PAK, Komala ve Khabat) oluşturduğu koalisyon, rejim çökerse Kürt çoğunluklu alanları yönetmek için ortak bir plan açıkladı. PJAK’ın bu koalisyondaki ağırlığı, PKK’nın silahlı unsurlarının bir kısmını İran’a kaydırdığı yönündeki izlenimleri güçlendiriyor. Ayrıca, Suriye’deki bazı ABD kaynaklı silahların da bu bölgeye aktarıldığına dair işaretler mevcut.

Benzer şekilde, Azerbaycan ile İsrail arasındaki son anlaşmalar, İran’ın güneyindeki Türk kökenli nüfusu harekete geçirme potansiyeli taşıyor. Eğer bu plan başarılı olursa, İran’ın parçalanması ve mollaların yönetimden uzaklaştırılması mümkün hale gelebilir; ardından istenen kukla iktidar devreye sokulabilir. Bu senaryo gerçekleşirse, sıradaki hedef İran ile yakın ilişkileri olan Irak merkezi yönetimi olacaktır.

Bölgesel duruma bakıldığında, ABD ve İsrail ekseninin İran’ı Sünni bir kuşatma altına alma stratejisini uzun süredir uyguladığı görülüyor. Suriye’de Sünni ağırlıklı yeni yapılar, Irak’ta Barzani’nin etkisi, seküler Azerbaycan’ın İsrail ile yakınlaşması, saldırı öncesi atılan adımlar arasında yer alıyor. Ancak, İran destekli Şii milisler devreye girerse, bölge tam anlamıyla bir ateş topuna dönüşebilir; Lübnan, Irak, Yemen ve Suriye’deki vekil güçler harekete geçebilir.

Türkiye, bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. İran’ın geçmişte PKK’ya alan açması, mevcut durumun ana sebeplerinden biri olarak öne çıkıyor. Bölgedeki Türkiye ile uyumlu olmayan aktörlerin çoğu ağır bedeller ödedi. Suudi Arabistan, bu gerçeği fark ederek İsrail ve ABD karşısında Türkiye ile Pakistan’la savunma işbirliğine yöneldi; ancak Pakistan-Afganistan hattında çıkacak çatışmalarla bunun önü kesilmeye çalışılıyor. ABD ve Çin, Türkiye merkezli güçlü bir bölgesel blok oluşmasını engellemeye çalışıyor; Kafkaslar’daki Rusya-Azerbaycan gerilimi de bu planın bir parçası olabilir.

Sonuç olarak, dünya yeni haritalar ve güç dengeleri için savaşlar yoluyla hazırlanıyor. Türkiye, bu süreci dikkatle izliyor; ne kadar temkinli bir politika izlese de, böyle bir yangının dışında kalmak giderek zorlaşıyor. Tüm bu gelişmeler bir kıvılcıma bağlı.

Adnan Onay

Yazarımız ‘Adnan Onay’ın DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu