Mücadele mi, yönetmek mi? Küresel güç dengesi değişiyor

Medya, yapay zekâ ve veri merkezleri küresel güç dengelerini yeniden kuruyor. Asıl soru şu: Yeni sistemi yalnızca izleyecek miyiz, yönetecek miyiz?

İsmail Halis / Dijital Yayıncı

İsrail medyasındaki kuruluş hikâyeleri arasında Jerusalem Post, geçmişi ve yayın çizgisiyle ayrı bir yerde duruyor. İngilizce yayın yapan gazete, 1932’de ABD başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerindeki Yahudi topluluklarına hitap etmek amacıyla Palestine Post adıyla yayın hayatına başladı. İsrail’in kuruluşundan iki yıl sonra, 1950’de adını Jerusalem Post olarak değiştirdi.

Gazete, 2010’dan bu yana “Geleceği şekillendiren dünyanın en etkili 50 Yahudisi” başlıklı bir liste yayımlıyor. Listenin son sırasında Benjamin Netanyahu’nun ikinci, İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un üçüncü sırada yer alması dikkat çekse de asıl önemli nokta, medya ve teknoloji alanındaki isimlerin nasıl tanımlandığında ortaya çıkıyor.

Medya anlatısını kuranlar

Listede onuncu sırada bulunan Bari Weiss, küresel medya anlatısına yön veren isimlerden biri olarak öne çıkarılıyor. Haaretz, Wall Street Journal ve New York Times gibi kuruluşlarda görev yapan Weiss, 2021’de The Free Press’i kurdu. Bu platformun Paramount Skydance tarafından satın alınmasının ardından CBS News’in başına geçti.

Paramount Skydance’in arkasındaki Ellison ailesi de medya sektöründeki etkisiyle dikkat çekiyor. Warner Bros. Discovery, Nickelodeon, MTV ve CNN gibi markalar üzerinden genişleyen bu yapı, dünyanın farklı bölgelerine içerik sağlayan büyük bir medya ağı oluşturuyor. Larry Ellison ve David Ellison da Jerusalem Post’un söz konusu listesinde yer alan isimler arasında bulunuyor.

Weiss’in tanıtımında kullanılan ifade ise yazının temel sorusunu ortaya koyuyor: Bazı kişiler artık sistemle ya da medya düzeniyle mücadele etmiyor; doğrudan o sistemi yönetiyor ve yönünü belirliyor.

Yapay zekânın yeni sınırı

Bu yaklaşım teknoloji alanında da karşılık buluyor. Anthropic’in kurucu yöneticileri Dario ve Daniela Amodei, Jerusalem Post tarafından “yapay zekânın yeni sınırını şekillendiren Yahudi kardeşler” olarak tanımlanıyor. Dario Amodei, yapay zekâ çalışmalarının hızının yavaşlatılması gerektiğini savunan isimlerden biri olarak kamuoyunda bilinse de kariyeri, bugün bu teknolojik dönüşümün merkezinde yer alan kurumlarla iç içe ilerledi.

2023’te Future of Life Institute tarafından yayımlanan bildiride, OpenAI’ın GPT-4 modelinden daha güçlü sistemlerin geliştirilmesine en az altı ay ara verilmesi çağrısı yapıldı. Bildiride yapay zekânın hızlı ilerleyişinin nükleer silahlardan daha tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısı yer aldı ve metin 30 binden fazla kişi tarafından imzalandı. Elon Musk ve Steve Wozniak bildiriyi imzalayanlar arasında bulunurken Dario Amodei ile OpenAI CEO’su Sam Altman imza atanlar arasında yer almadı.

Amodei daha önce Google’da üst düzey araştırmacı olarak çalıştı, ardından OpenAI bünyesinde yapay zekâ güvenliği araştırmalarını yönetti. Anthropic’in hızla artan şirket değerlemesiyle birlikte, bir dönem sistemi sınırlamaya çalışan aktörlerin zamanla sistemin karar merkezlerine yerleştiği görülüyor.

Veri merkezleri ve yeni güç dengesi

Yapay zekâ rekabetinin boyutu, siyaset ve ekonomi sınırlarını aşarak küresel güç meselesine dönüşüyor. Donald Trump ile Xi Jinping arasında yapılması beklenen görüşmeye OpenAI CEO’su Sam Altman, Nvidia CEO’su Jensen Huang ve Qualcomm CEO’su Cristiano Amon’un davet edilmesi, teknoloji yöneticilerinin diplomatik gündemdeki ağırlığını gösteriyor. Diğer şirketlerin ise daha alt düzeyde temsil edileceği belirtiliyor.

İskoçya’da yaklaşık 60 şirket yöneticisini yapay zekâ gündemiyle ağırlayan Kral Charles’ın buluşma sonrasında yayımlanan görsellerinde Nvidia CEO’su Jensen Huang ve Google DeepMind kurucusu Demis Hassabis’in öne çıkarılması da aynı tabloya işaret ediyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı bir televizyon yayınında bu dönüşümün ölçeğini veri merkezleri üzerinden anlattı. Fidan’ın aktardığına göre dünyadaki veri merkezlerinin yüzde 75’i ABD’de, yüzde 20’si Çin’de bulunuyor; kalan yüzde 5 ise dünyanın diğer bölgelerine dağılmış durumda. Ona göre yaşanan süreç, klasik bir sanayi devriminden farklı ve yalnızca teknoloji üretimi ya da ticari rekabetle açıklanamayacak kadar kapsamlı.

Bu tablo, küresel güç merkezlerinin medya, yapay zekâ ve veri altyapısı üzerinden yeniden kurulduğunu gösteriyor. Mesele artık yalnızca yeni sisteme karşı mücadele etmek değil; onun nasıl işlediğini anlamak, hangi aktörlerin karar verdiğini görmek ve geleceği şekillendirecek kapasiteyi geliştirmek. Asıl soru da burada ortaya çıkıyor: Küresel güç dönüşümünü yalnızca izleyecek miyiz, yoksa onu yönetebilecek bir konum mu oluşturacağız?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu