İzlanda’dan AB’ye Üyelikte ‘Hayır’ Kararı: Balıkçılık Ön Planda

İzlanda’da yapılan referandumda AB üyeliğine ‘Hayır’ denildi. Balıkçılık kaynakları ulusal egemenlik açısından öncelikli.

İzlanda’da Avrupa Birliği (AB) üyeliği için yapılan referandumda, kıl payı bir farkla ‘Hayır’ oyu çıktı. Yüzde 52,8 oranında ‘Hayır’ oyu alırken, ‘Evet’ oyları yüzde 47,2’de kaldı. Bu sonuç, ada ülkesinin zengin balıkçılık kaynaklarına yönelik ulusal egemenliğini, Brüksel merkezli ortak politikalara ve euro para birimine tercih ettiğini gösteriyor.

Nüfusu yaklaşık 400 bin olan İzlanda’da referandum sonuçları, balıkçılıkla geçinen kıyı kasabaları ile finans ve hizmet sektörünün yoğunlaştığı başkent Reykjavik arasındaki derin toplumsal ve ekonomik ayrışmayı bir kez daha gözler önüne serdi.

İzlanda’nın Avrupa entegrasyonuna karşı duruşunun temelinde, ulusal ekonominin ve ihracatın belkemiğini oluşturan balıkçılık sektörü yatıyor. 1958-1976 yılları arasında İngiltere ile yaşanan ve ‘Morina Savaşları’ olarak adlandırılan çatışmalar sonucunda kazanılan 200 millik münhasır ekonomik bölge hakkı, ülkede ulusal bağımsızlığın simgesi olarak kabul ediliyor. Ayrıca, AB’nin üye ülkelerin denizlerini ortak erişime açan kurallarının, Grindavik ve Vestmannaeyjar gibi kıyı kasabalarındaki yerel balıkçılık kotalarını İspanyol, Fransız ve Polonyalı filolara devretme riski taşıdığı endişesi de dile getiriliyor.

2008 yılındaki küresel finans krizinde bankacılık sistemi çöken ve para birimi İzlanda Kronası ciddi değer kaybına uğrayan ülke, yüksek faiz ve enflasyon ile mücadele ediyor. AB yanlıları, euroya geçişin borçlanma maliyetlerini düşüreceğini ve para birimindeki aşırı dalgalanmaları durduracağını savunuyordu. Ancak İzlanda, Norveç ve Lihtenştayn ile birlikte 1994 yılından bu yana Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) üyesi konumunda bulunuyor. Ülke mevzuatının yaklaşık yüzde 75’i AB iç pazarıyla uyumlu çalışırken, Brüksel’deki karar mekanizmalarında oy hakkı bulunmaması nedeniyle bu durum ada kamuoyunda ‘faks demokrasisi’ olarak nitelendiriliyor.

Referandum süreci, Arktik bölgesinde Rusya, Çin ve Batı blokları arasındaki askeri hareketliliğin arttığı bir döneme denk geldi. Grönland-İzlanda-İngiltere (GIUK) deniz koridorunun merkezinde bulunan İzlanda, düzenli ordusu olmamasına rağmen NATO ve Keflavik Askeri Hava Üssü üzerinden Batı savunma mimarisinde kritik bir ileri karakol görevi üstleniyor. Sandıktan çıkan karar, ülkenin NATO ile ikili savunma anlaşmalarına ve Avrupa Ekonomik Alanı’ndaki mevcut ticari konumuna sadık kalarak, doğrudan siyasi bir blok bağlanmasından kaçınma iradesini tescillemiş oldu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu