İran’ın Propaganda Stratejileri Savaşları Nasıl Etkiliyor?

Prof. Dr. Zeynep Burcu Uğur, İran’ın sosyal medya üzerinden yürüttüğü propaganda stratejilerini inceliyor.

Zeynep Burcu Uğur / Fokusplus

Propaganda, savaş dönemlerinde devletlerin halklarına ve uluslararası kamuoyuna mesajlarını iletmek için kullandıkları önemli bir araçtır. İnsanlar belirsizlik ve korku içinde olduklarında, basit ve hızlı açıklamalara daha fazla ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle, devletler savaşın meşruiyetini sağlamak için tekrar eden mesajlar ve çarpıcı anlatılar kullanmak zorundadır. Savaşın başlangıcında, saldırgan taraf sürekli olarak tehdit algısı yaratmaya çalışırken, karşı tarafı kötüleyici imgeler ve hikayelerle desteklemektedir. Bu süreçte, propaganda, kolektif algıyı yönlendiren bir mekanizma haline gelir.

Günümüzde bilgi akışı, askeri hareketler kadar stratejik bir önem taşımaktadır. Hangi bilgilerin öne çıkarıldığı ve hangi görüntülerin paylaşıldığı, savaşın algısını doğrudan etkileyebilir. Tarih boyunca propaganda, farklı araçlarla kendini yenileyerek varlığını sürdürmüştür. Örneğin, Haçlı seferleri sırasında kiliselerde yapılan vaazlar, savaşların meşruiyetini sağlamak için dini bir çerçeveye sokulmuştur. Matbaanın yaygınlaşmasıyla birlikte bildiriler ve broşürler, savaşın psikolojik boyutunu şekillendirmiştir.

Bugün, sosyal medya, propaganda savaşlarının en etkili alanı haline gelmiştir. 7 Ekim’den bu yana süregelen çatışmalar sırasında, İsrail askerlerinin sosyal medyada paylaştığı bazı görüntüler, kendi itibarlarını zedelemiş ve savaş suçu olarak değerlendirilmiştir. Bu süreçte, TikTok platformunun sahibi Larry Elison’un yaptığı satın alma, Netanyahu tarafından önemli bir adım olarak nitelendirilmiştir. Bu durum, İsrail’in propagandasını sürdürebilmek için gerçekleri çarpıtma ihtiyacını doğurmuştur.

İran’ın Yeni Propaganda Yöntemleri

İran, geleneksel propaganda yöntemlerinde sıkça Kerbela olayına atıflarda bulunarak, acı ve kayıp üzerinden bir anlatı geliştirmiştir. Ancak, 28 Şubat sonrası ABD-İsrail ile yaşanan gerilim, İran’ın propaganda stratejilerinde önemli bir değişim yaratmıştır. Özellikle Lego tarzı animasyonlar kullanarak, savaşın meşruiyetini sorgulayan videolar üretmeye başlamışlardır. Bu videolar, genç nesil arasında tanıdık bir stil olduğu için daha geniş bir kitleye ulaşmayı başarmaktadır.

Bu yeni propaganda tarzı, sadece Şii topluluğuna değil, aynı zamanda Amerikalılara da hitap edecek şekilde tasarlanmıştır. Videolar, Trump ve Netanyahu gibi figürlerin kişisel özelliklerine odaklanarak, savaşın başka nedenlerinin göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Ayrıca, bu içerikler, anti-emperyalist bir vurguyla, tarih boyunca Amerikan şiddetine maruz kalmış gruplara referanslar yaparak İran’ın savaşı tüm bu gruplar için verdiğini ima etmektedir.

İran’ın bu yeni stratejisi, sosyal medyada geniş bir yankı bulmuş ve videolar milyonlarca kez izlenmiştir. Ancak, ABD ve İsrail’in bu tür içeriklere karşı etkili bir yanıt vermekte zorlandığı görülmektedir. Sonuç olarak, İran, sosyal medya savaşında giderek daha fazla öne çıkmakta ve bu alanda galip gelme yolunda ilerlemektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu