İsrail’den Türkiye’ye Savaş İhtimali Üzerine Endişeler

İsrail basınında Türkiye ile yaşanan gerilim ve olası çatışma riskleri üzerine değerlendirmeler yapıldı.

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Maariv, Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yapılan saldırılar sonrasında Tel Aviv ile Ankara arasındaki gerilimi ele aldı. Uzmanlar, Türkiye’nin bölgedeki artan etkisine dikkat çekerken, doğrudan bir askeri çatışmanın İsrail için büyük bir stratejik risk oluşturacağına vurgu yaptı.

Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Misgav Siyonist Strateji ve Ulusal Güvenlik Enstitüsü Başkanı Meir Ben-Şabbat, Türkiye’nin Ortadoğu’daki etkisinin giderek arttığını belirtti. Ben-Şabbat, Türkiye’nin bölgedeki gelişmelerden yararlanarak etkisini genişlettiğini ifade ederek, “Türkiye, Ortadoğu’daki değişimlerden ve güçler arasındaki rekabetten yararlanarak dünya düzenini şekillendiriyor ve önde gelen bölgesel güç olarak konumunu sağlamlaştırıyor” dedi.

Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nde kıdemli araştırma görevlisi olan Dani Citrinovich, Türkiye ile İran’ın aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Citrinovich, İsrail’in temel hedefinin Türkiye’yi rakip olarak görmekten ziyade, rekabetin askeri çatışmaya dönüşmesini engellemek olduğunu ifade etti. Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yakın ilişkiler yürüttüğünü hatırlatan Citrinovich, Türk ordusunun askeri kapasitesinin İsrail’in son yıllarda karşılaştığı rakiplerinden çok daha büyük ve gelişmiş olduğunu vurguladı.

Begin-Sadat Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Marom, Türkiye ile doğrudan bir çatışmaya sürüklenmenin şu aşamada olası olmadığını belirtti. Marom, Türkiye’nin NATO üyeliğinin önemli bir denge unsuru olduğunu ifade ederek, “Bunun olmasını engelleyecek yeterli frenleyici unsur var. Türkiye NATO üyesi, bu da çok önemli bir frenleyici unsur. Ayrıca, Türk ekonomisi şu anda en iyi durumda değil, bu yüzden Erdoğan’ın İsrail’e karşı savaş açacağını düşünmüyorum” dedi.

Maariv, Tel Aviv ile Ankara arasındaki gerilimin ne kadar ileri gidebileceğine dair değerlendirmelere de yer verdi. Gazete, “İsrail sessizliğini bozdu, Türkiye’yi hedef aldı” başlıklı haberinde, Suriye’deki askeri havalimanının Türkiye sınırına 70-80 kilometre mesafede bulunduğunu ve bölgede Türk kuvvetlerinin varlığının düşünüldüğünü belirtti. Ayrıca, Ankara-Şam hattındaki ikili ilişkilerin göz önüne alındığında, İsrail’in bir hamle yapma gerekliliği duyduğunu iddia etti.

İsrail, Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye genelinde saldırılarını genişleterek, silah ve füze depolarının yanı sıra stratejik askeri tesisleri hedef almaya devam etti. İsrail TV’si Kanal 13 ise Türkiye ile çatışma riskini göze aldıklarını belirterek, “Şam, uyarılarımızı görmezden geldi ve Türk kuvvetlerinin orada konuşlanmasına izin verecekti. Buna izin veremezdik” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Tel Aviv’in Ankara’ya yönelik iki temel endişesi olduğunu vurguladı: Suriye’de bir Türk üssünün bulunması ve Türk donanmasının varlığı.

Kanal 13’teki bir yetkili, “İhtiyacımız olan son şey Türk ordusuyla açık bir savaş olur. Ancak bu hamleyle çatışma riskini göze almış gibi duruyoruz” dedi. Saldırının ardından İsrail Başbakanlığı’nın resmi X hesabından Türkiye’yi hedef alan bir paylaşım yapıldı. Paylaşımda, “İsrail ve Suriye, güvenlik konularında statüko konusunda anlaşmışlardı. Suriye, Türk birliklerinin konuşlandırılmasına izin vererek bu statükoyu ihlal etmenin eşiğindeydi” denildi.

ABD’nin Suriye ve Türkiye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırısının Türkiye, Suriye ve İsrail arasında askeri çatışma riskini artırdığını ifade etti. Barrack, bölgedeki gerilimin kontrol altına alınması için Türkiye’nin de dahil olacağı yeni bir iletişim mekanizması kurulmasını önerdi. Ayrıca, Türkçe, Arapça, İngilizce ve İbranice bilen bir personelin görev yapacağı bir işbirliği biriminin kurulmasının faydalı olacağını belirtti. Barrack, “Bu durum, İsrail, Suriye ve Türkiye’yi kapsayan ve üzerinde aktif olarak çalıştığımız bir çatışma çözüm mekanizmasına duyulan ihtiyacın altını çiziyor” dedi. Saldırıyı değerlendirirken, “Bu gereksiz bir tırmanış” ifadelerini kullandı ve olayların can kaybı olmadan atlatılmasının sevindirici olduğunu belirtti. Barrack, Türkiye’nin bu sürece dahil edilebileceğini de sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu