Kaygusuz Abdal’ın Kitab-ı Maglata’sında Benlik Teması

Kaygusuz Abdal’ın Kitab-ı Maglata’sında benlik kavramı, insanın evrenle ilişkisini ve özünü keşfedişini anlatıyor.

Oytun Efe Kuru yazdı…

Yalnızlık Benliğe Mahsus; Ene’l eli! Ene’l eli…

Rüya ve gerçek, imge ve hakikat, egzoterik ve ezoterik unsurlar arasında gidip gelen bir dervişin hikayesini anlatan Kitab-ı Maglata, okuyucuyu derin bir metafizik yolculuğa çıkarıyor. Eser, insanın bu ıssız dünyada kendine nasıl bir yer bulabileceği, varoluşunun anlamı ve evrenle olan ilişkisini sorgulayan zorlu sorulara yanıt arıyor. Bu bağlamda, Kaygusuz Abdal, benlik kavramını, ironiler ve doğrudan ifşalarla gözler önüne seriyor.

Eserin başlangıcı çöl ile başlar; çöl, dünyevi sınırların ötesini simgeler. Uçsuz bucaksız olan bu çöl, dervişin yalnızlığını ve rüyalarına dalışını temsil eder. Derviş, yaşam yolculuğunun özünü keşfederken, olaylara tanıklık eder ve bu tanıklık, onun varoluşunun temelidir. Derviş, kendi sureti için ‘Ālem küllī vücūddur cān ben oldum derken, varlığının derinliklerine inmektedir.

Derviş, şeytani bir varlıkla karşılaşır ve bu, insanın içsel mücadelesini simgeler. Kendi nefsinin yansıması olan bu varlıkla yüzleşirken, iyilik ve kötülük arasındaki dengeyi kurmaya çalışır. Derviş, şeytanı alt etse bile, onun varlığı, sürekli bir mücadele gerektirir. Bu, insanın içsel yolculuğunun bir parçasıdır.

Rüyalarında peygamberlerle karşılaşan derviş, her birinin özde bir olduğunu fark eder. Bu noktada, Kaygusuz Abdal, kutsal kişiliklerin kesişimlerini ve birliğini vurgulayarak, varlığın birliğini temellendirir. Derviş, rüyalarında Adem ile karşılaşır ve onunla olan diyalogları, özdeki birliğin altını çizer.

Yapıtın önemli anlarından biri, dervişin Nemrud kıssasından sonra yaşadığı uyanıştır. Bu uyanış, onun kendi özünü keşfetmesinin bir sembolüdür. Derviş, gördüğü her şeyin aslında kendi iç dünyasının yansımaları olduğunu anlar. Rüyalarında, kâinatı bir saray olarak görmekte ve bu sarayın ortasında kendi özünü, yansımasını görmektedir.

Dervişin içsel yolculuğu, onun kendi benliğini anlamasıyla devam eder. Her rüya, onun varoluşunun farklı bir yönünü keşfetmesine olanak tanır. Derviş, sonunda tüm yaratılmışların ve yaratanın bir bütün olduğunu fark eder. Bu süreç, onun benliğini ve evrenle olan ilişkisini derinlemesine sorgulamasına yol açar.

Eserin sonunda, derviş, tüm bu yolculukların bir rüya olduğunu anlar ve gördüklerini yazar. Bu yazım, bir ‘başladığın yere varma’ hikayesidir. Kaygusuz Abdal, benlik kavramını derinlemesine irdeleyerek, okuyucuya insanın özünü ve evrenle olan ilişkisini sorgulatan bir eser sunmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu