Türkiye Tohumculukta Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldırdı
Türkiye, tohumculukta son 10 yılda büyük bir atılım gerçekleştirerek dışa bağımlılığı sona erdirdi.
Son on yılda Türkiye’nin sertifikalı tohum üretimi, %50,7 oranında bir artışla 1 milyon 350 bin 627 tona ulaşarak dikkat çekti. Bakliyat tohumları alanında ise %1773’e varan rekor artışlar kaydedildi. Bugün Türkiye, 117 ülkeye tohum ihraç eden küresel bir güç konumuna geldi.
Tohumculuk sektörü, son yıllarda gösterdiği sürekli büyüme ile Türkiye’nin gıda arz güvenliğinin teminatı haline geldi. Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) verilerine göre, 2015 yılında 109 ton olan kuru fasulye tohumu üretimi %1773 artışla 2 bin tona, nohut üretimi ise %702 artışla 18 bin tona yükseldi. Bu durum, Türkiye’nin stratejik ürünlerde kendi kendine yeterlilik kapasitesinin artışını göstermektedir.
Sertifikalı tohum üretimindeki artış, özellikle stratejik ürün gruplarında dikkat çekici seviyelere ulaştı. Kuru fasulye üretiminde %1773, mercimekte %1046, nohutta %702, patateste %106,6 ve buğdayda %32,3 oranında artışlar gözlemlendi. Bu veriler, Türkiye’nin temel gıda maddelerinde kullanılan tohumların büyük ölçüde yerli imkanlarla, sertifikalı ve verimli bir şekilde üretildiğini ortaya koyuyor.
TÜRKTOB Başkanı Kayhan Yıldırım, kamuoyunda sıkça tartışılan “İsrail’den tohum alıyoruz” iddialarına yanıt vererek, Türkiye’nin yerli üretim kapasitesinin iç talebi fazlasıyla karşıladığını belirtti. Yıldırım, İsrail’den tohum ithalatının söz konusu olmadığını, aksine Türkiye’nin tohumda ihracatçı bir konumda olduğunu vurguladı. Türkiye, 117 ülkeye tohum ihraç ederek, ihracatın ithalatı karşılama oranını %130’a çıkararak net ihracatçı pozisyonunu güçlendirdi.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle sektörde faaliyet gösteren firma sayısı 1117’ye ulaştı ve bu firmaların %94’ü yerli. Son 23 yılda üretimini 9 kat artıran Türkiye, tohum geliştirme ve ıslah çalışmalarında dünyada söz sahibi 11 ülkeden biri olmayı başardı. Teknolojik altyapı ve Ar-Ge yatırımlarıyla desteklenen bu süreç, Türkiye’yi küresel gıda krizlerine karşı korunaklı bir “tohum kalesi” haline getiriyor.




