İngiltere’de Filistin Topraklarının Satışına Gelen Tepkiler
İngiltere’de Filistin topraklarının satışına yönelik tepkiler artıyor. Hükümete çağrılar yapılıyor.
İngiltere’deki milletvekilleri, insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları, Londra’da planlanan ve işgal altındaki Batı Şeria‘daki yasa dışı İsrail yerleşimlerine ait mülklerin tanıtılacağı emlak etkinliğinin iptal edilmesi için hükümete çağrıda bulundu. 14 Haziran’da gerçekleşmesi beklenen “Büyük İsrail Emlak Etkinliği” çerçevesinde, işgal altındaki topraklarda bulunan konut ve arazilerin satışa sunulması planlanıyor.
Jeremy Corbyn, İşçi Partisi’nin eski lideri olarak, bu toprakların satışının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Corbyn, “Bir işgal gücünün kendisine ait olmayan arazileri satması tamamen ve kesinlikle yasadışıdır ve vicdansızlıktır.” ifadelerini kullandı. İşçi Partisi milletvekillerinden Richard Burgon ise etkinliğin, Filistinlilere ait toprakların satışını teşvik ettiğini belirterek, hükümetin bu durumu yasaklaması gerektiğini savundu.
Uluslararası Af Örgütü, bu etkinliğin yasa dışı yerleşimleri meşrulaştırdığını belirterek İngiliz hükümetine harekete geçme çağrısında bulundu. Örgütün İngiltere Şubesi Kriz Müdahale Yöneticisi Kristyan Benedict, bu organizasyonun bir emlak fuarı değil, “satış konuşmalarıyla süslenmiş bir apartheid ve ilhak girişimi” olduğunu ifade etti. Ayrıca, Britanya Müslüman Konseyi (MCB) hükümete gönderdiği mektupta, etkinliğin İngiltere yasalarını ihlal edip etmediğinin araştırılmasını ve gerekli önlemlerin alınmasını talep etti.
Batı Şeria’da 1967 yılından bu yana yüzlerce Yahudi yerleşimi inşa edildi. Uluslararası hukuk, işgal altındaki topraklarda yerleşim birimleri inşa edilmesini yasadışı kabul ediyor. Ancak, bu bölgede hala yüzlerce yerleşim birimi mevcut ve yerleşimci nüfusu her yıl artmaya devam ediyor.
Bütün bu gelişmeler ışığında, Filistin topraklarının satışına yönelik tepkilerin artması, uluslararası toplumda da yankı buluyor. Bu tür etkinliklerin, işgal altındaki topraklarda yaşanan insan hakları ihlallerini daha da derinleştireceği endişesi dile getiriliyor.




