İlim Peygamberi Hz. Muhammed (sav) ve Bilimin Anlamı

Hz. Muhammed’in ilmi ve bilimin anlamı üzerine derin bir bakış. İlimin çeşitleri ve peygamberimizin eğitim yöntemleri.

İlim Peygamberi Hz. Muhammed (sav)

İlim, kökeni Arapçaya dayanan bir terim olup Türkçede “bilim” anlamına gelmektedir. Ancak günümüzde “bilim” kelimesi genellikle fen bilimleri için kullanılmakta, ilim terimi ise daha geniş bir çerçeve sunmaktadır.

Müslüman topluluklar için önemli bir nokta, fen bilimlerine “pozitif ilimler” veya “rasyonel ilimler” denilmesinin diğer ilimlere olumsuz bir anlam yüklemesidir. Bu nedenle, fen bilimleri için sadece “fen ilimleri” ifadesinin kullanılması gerektiği vurgulanmaktadır.

İlimin Kategorileri

Kesbî ilim: Emek ve çaba ile elde edilen bilgidir.

Vehbî ilim: Rüya, ilham veya az bir çaba ile kazanılan, akıl ve muhakeme sayesinde elde edilen bilgidir.

İlahî ilim: Peygamberlere özgü olan ve yalnızca ilahi kaynaklardan gelen bilgidir.

Hz. Muhammed’in İlahî Bilgisi

Hz. Muhammed’in bilgisi, vahye dayalıdır. Bu bilgi, Kur’an ve Sünnet ile sabit olup, vahiy ile sınırlıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şöyle ifade edilir: “O, kendi arzu ve hevesine göre konuşmaz.” (Necm, 3)

Abdullah b. Amr (r.a.)’dan gelen bir hadis, bu durumu destekler niteliktedir: “Ben Resûlullah’tan (s.a.v.) işittiğim her şeyi ezberlemek için yazıyordum. Kureyşliler beni engelleyerek, ‘O da bir insandır; bazen öfkeli, bazen memnun bir şekilde konuşur’ dediler. Bunun üzerine yazmayı bıraktım. Resûlullah’a (s.a.v.) durumu anlattım. O da, ‘Yaz! Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu ağızdan haktan başka bir şey çıkmaz.’ dedi.” (Ebû Dâvûd)

Hz. Peygamber’in vahyin kontrolünde olduğu Kur’an’da açıkça belirtilmiştir. Bu konudaki birçok ayetten biri şudur: “Ey Peygamber! Allah’ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden kendine haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.” (Tahrîm, 1) Bu ayet, Peygamberimizin ictihadlarının vahye uygun olup olmadığını gösteren bir örnektir.

Peygamberimizin ilmi sınırsız değildir. Örneğin, kendisine kıyametin ne zaman kopacağını soran bir sahabiye, “Sen kıyamet için ne hazırladın?” şeklinde cevap vermiştir; çünkü bu bilgi kendisine verilmemiştir. Kur’an’da bu durum şöyle ifade edilir: “Sana kıyamet saatini soruyorlar: ‘Ne zaman gelip çatacak?’ De ki: ‘Onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır.’” (A’râf, 187)

Peygamberimizin bilgisi, sıradan bir bilgi aktarımından ibaret olmayıp, insanları ahlaki ve karakter olarak inşa eden bir irfan kaynağıdır. Bu bilgi, dünyayı imar eden bir medeniyetin temellerini atmıştır.

Batı medeniyeti insanı hız ve hazza göre yetiştirirken, İslam, nefsini tezkiye edenlerin kurtuluşa ereceğini müjdelemektedir (Şems, 9). Batı medeniyeti şehirlerini meydan merkezli inşa ederken, İslam medeniyeti cami merkezli şehirler kurmuştur.

Peygamberimiz, ilmi sadece sahip olmakla kalmamış, bu bilgiyi insanlara aktarma görevini de üstlenmiştir. Yüce Allah, “… size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.” (Bakara, 151) buyurmuştur.

Peygamberimiz, ilmi hayatın her alanında öğretmekle birlikte, Mekke’de Dâr’ul-Erkam’da ve Medine’de Suffe mektebinde eğitim vermiştir. Öğretiminde belirli bir yöntem izleyerek, kelimeleri teker teker söyler, zor konularda ise cümlelerini üç kez tekrar ederdi. Sorulara ise, soranın anlayışına ve ihtiyacına göre cevap verirdi. Örneğin, birine “Allah yolunda cihat” derken, diğerine “Makbul hac” (Buhârî) şeklinde yanıt vermiştir.

İşte Bu İlimden Doğan Medeniyet

Peygamberimizin öğrettiği bu ilimden faydalananlar, okuma yazmanın çok az bilindiği, devlet kurumlarının bulunmadığı ve cehaletin yaygın olduğu bir toplumdan büyük bir medeniyet inşa etmişlerdir. Bu medeniyet, ahlaklı, vefalı ve fedakar bireyler, büyük devlet yöneticileri ve komutanlar yetiştirmiştir.

M.Emin CAN

YAZARIMIZ “M.Emin CAN’IN” DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu