Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan Mekke Paktı Anlaşması
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Mekke Paktı adı verilen ortak savunma anlaşmasını imzaladı. Anlaşma, bölgesel güvenliği hedefliyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, 7 Ağustos’ta ortak bir savunma anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, bir ülkeye yönelik bir saldırının diğer iki ülkeye de yapılmış sayılacağı ilkesine dayanıyor ve NATO ile benzerlikler taşıdığı ifade ediliyor. “Mekke Paktı” olarak adlandırılan bu anlaşmanın, üç ülkenin bölgedeki rakiplerine karşı bir strateji oluşturduğu yorumları yapılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anlaşmanın amacını açıklarken, “Hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi, bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır” dedi.
Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, 9 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, paktın “hiçbir ülkeyi hedef almadığını” yineleyerek, “Mekke Anlaşması tamamen savunma temellidir. Tek amacı, geniş bölgemizde barış, istikrar ve refahı sağlamaya yönelik mevcut çabalarımızı güçlendirmektir” ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, 10 Ağustos’ta düzenlediği basın toplantısında, bu ortak savunma anlaşmasının İran’a karşı olduğuna dair endişe duymak için bir sebep olmadığını belirtti. Bekayi, üç ülkenin, “ABD’nin güvenlik taahhütlerine güvenemeyecekleri sonucuna vardığı” yorumunu yaptı. ABD ve İsrail, 26 Şubat’ta İran’a yönelik büyük çaplı hava saldırıları gerçekleştirmişti. İran, buna misilleme olarak ABD’nin Ortadoğu’daki müttefiklerine hava saldırıları düzenlemişti ve taraflar, o tarihten bu yana fiilen çatışma halindeydi.
Pakistan’ın bölgesel rakibi Hindistan merkezli Aaj Tak gazetesi, 8 Ağustos’ta yayınladığı haberde, bu ortak savunma anlaşmasını “tarihi bir gelişme” olarak nitelendirdi. Haberde, “NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye, büyük bir petrol üreticisi olan ve kutsal şehirlerin koruyucusu Suudi Arabistan ile nükleer silaha sahip tek Müslüman ülke Pakistan arasındaki bu ittifak, kağıt üzerinde etkileyici görünüyor. Ancak bu anlaşmanın fiilen başarılı olma ihtimali düşük, çünkü üç ülkenin çatışan ulusal çıkarları en büyük engeli oluşturuyor” denildi. Times of India gazetesi ise anlaşmanın “stratejik odağının” İran ve Körfez ile Ortadoğu’da bir denge kurmak olduğunu yazdı.
Pakistan merkezli PTV televizyonunda 9 Ağustos’ta yer alan bir analizde, Zahir Şah Şirazi, “Siyonist devlet bir Sünni ittifakını tehdit olarak görüyor” dedi. Şirazi, Mekke Paktı sayesinde “İsrail’in yayılmacı tasarılarına karşı büyük ölçüde direniş gösterileceğini” belirtti. Urduca yayın yapan Nawa-i-Waqt gazetesinde ise, “Eğer Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye bu anlaşmayı samimiyet ve güven içinde uygularsa, İslam dünyası daha güçlü bir blok haline gelebilir” ifadeleri yer aldı.
Hindistan ve Pakistan, Güney Asya’nın en büyük bölgesel rakipleri olarak biliniyor ve iki ülke arasında Keşmir meselesi nedeniyle gerginlikler yaşanıyor. Hindistan, Pakistan’a yakın olan Türkiye ve İsrail ile ilişkilerini derinleştirirken, zaman zaman gerilimler de ortaya çıkıyor. İsrail basını, Yunanistan ve Kıbrıs ile olan ilişkilerin de dikkat çekici olduğunu vurguladı. The Jerusalem Post gazetesi, 9 Ağustos’ta yayımladığı bir analizde, Mekke Paktı’nın İsrail-Hindistan ilişkilerini derinleştirebileceğini öne sürdü.
Yunan Kathimerini gazetesi ise, Atina’nın Suudi Arabistan’da konuşlu bir Patriot hava savunma bataryasının durumunu yıllık yerine aylık olarak gözden geçirmeye karar verdiğini bildirdi. Bu değişikliğin Mekke Paktı’nın imzalanmasının ardından geldiğine dikkat çekildi ve anlaşmanın Suudi Arabistan’ın Türkiye ve Pakistan ile olan ilişkileri açısından endişe yarattığı ifade edildi.
Mısır’ın durumu ile ilgili olarak, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ağustos’ta Mısır’ın ilerleyen süreçte anlaşmaya katılabileceğini belirtti. Mısır, daha önce Mekke Paktı ülkeleri ile 21 Haziran’da bir toplantı yapmış, burada siyaset ve güvenlik meseleleri ele alınmıştı. Ancak Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin şu anda Mekke Paktı’na katılmayı planlamadığını ifade etti ve bu durumun İran destekli gruplarla doğrudan çatışmalara yol açabileceğinden endişe duyulduğunu vurguladı.




