Futbolun Milyarları ve Açlıkla Mücadele Eden İnsanlık

Futbol endüstrisi milyarlarca dolarlık bütçelerle hareket ederken, dünya genelinde açlık ve yoksullukla mücadele eden insanlar var.

Yeryüzü, yeni bir Dünya Kupası heyecanına hazırlanırken, milyarlarca insan ekran başına geçecek ve dev reklam kampanyaları gerçekleştirilecektir. Futbol ekonomisi, büyük bir hacme ulaşarak milyarlarca doları bulacaktır. Ancak bu coşkunun arka planında, açlık, susuzluk ve yoksullukla mücadele eden milyonlarca insan bulunmaktadır.

Bir yanda eğlence için harcanan devasa bütçeler, diğer yanda bir lokma ekmeğe ve bir yudum temiz suya muhtaç olan insanlar yer alıyor. Bu çelişki, vicdan sahibi herkesin üzerinde düşünmesi gereken bir durumdur.

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah şöyle buyurur: “Size ne oluyor ki Allah yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan şu şehirden çıkar, bize katından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla’ diye yalvaran güçsüz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda mücadele etmiyorsunuz?” (Nisâ, 4/75). Bugün Gazze, Sudan, Yemen ve dünyanın farklı bölgelerinde mazlumlar yardım beklerken, insanlığın büyük bir kısmı eğlence sektörünün peşinden koşmaktadır.

İslam, sporun karşısında değildir; güçlü mümin olmayı teşvik eden bir dinin sporla problemi olamaz. Ancak sporun, insanlığın temel meselelerinin önüne geçirilmesi ciddi bir sapma olarak değerlendirilebilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”</em

Bu hadis, Müslümanın yalnızca kendi rahatını değil, çevresindeki insanların durumunu da düşünmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bugün yalnız komşularımız değil, dünyanın dört bir yanında kardeşlerimiz açlık çekmektedir. Resûlullah (s.a.v.) bir başka hadiste “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” diyerek, Allah’ın rahmetini uman bir insanın mazlumların feryadına kayıtsız kalamayacağını belirtmiştir.

Dünya nüfusu 8 milyarı aşmışken, yüz milyonlarca insan yeterli gıdaya ulaşamıyor. Birleşmiş Milletler raporları, her yıl milyonlarca insanın açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetme riski altında olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşın spor organizasyonları ve eğlence sektörü için akıl almaz rakamlar harcanmaktadır.

Burada sorulması gereken soru şudur: Bir Dünya Kupası için ayrılan bütçelerin küçük bir kısmı bile su kuyularına, tarım projelerine, yetimlere, mültecilere ve yoksul bölgelerdeki sağlık yatırımlarına ayrılsaydı, kaç insanın hayatı değişirdi? Kaç çocuk açlıktan kurtulurdu? Kaç köy temiz suya kavuşurdu? Kaç anne evladını kaybetmenin acısını yaşamazdı?

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz “Onlar, kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile kardeşlerini kendilerine tercih ederler.” (Haşr, 59/9) buyuruyor. İslam medeniyeti, gösteriş ve israf medeniyeti değil; infak, paylaşma ve merhamet medeniyetidir. Ne yazık ki modern dünya insanı, futbolu, eğlenceyi ve tüketimi hayatın merkezine yerleştirirken, adaleti, merhameti ve paylaşmayı geri plana itmektedir.

Oysa Allah Teâlâ israf edenler hakkında “Çünkü israf edenler şeytanların kardeşleridir.” (İsrâ, 17/27) buyurmuştur. Bu ayetin ışığında her Müslüman kendisine şu soruyu sormalıdır: İnsanlık gerçekten daha büyük statlara mı muhtaçtır? Yoksa daha büyük bir vicdana mı? Daha pahalı organizasyonlara mı? Yoksa daha fazla merhamete, daha fazla adalete ve daha fazla paylaşmaya mı?

Futbol oynansın, spor yapılsın, insanlar dinlensin ve eğlensin. Ancak dünyanın bir yanında insanlar açlıktan ölürken, diğer yanında milyarlarca doların sadece seyirlik bir tutku uğruna harcanması, insanlığın üzerinde düşünmesi gereken büyük bir çelişkidir. Asıl şampiyonluk bir kupayı kaldırmak değil, bir yetimin başını okşayabilmektir. Asıl zafer bir maçı kazanmak değil, bir insanın hayatına dokunabilmektir. Ve asıl medeniyet, statların ışıkları altında değil; mazlumların gözyaşlarını silebildiğimiz ölçüde yükselecektir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu