Sincapların Unuttuğu Cevizler ve Doğanın Düzgün İşleyişi

Sincapların unuttuğu cevizler, yeni ağaçların filizlenmesine vesile olurken, doğanın mükemmel dengesini gözler önüne seriyor.

Yeryüzünde her canlı, belirli bir amaca hizmet eder. İnsanlar çoğu zaman bu görevleri kendi bakış açılarıyla değerlendirirken, doğayı incelediğimizde en küçük canlıların bile Allah’ın kurduğu büyük düzen içinde önemli bir rol üstlendiğini görebiliriz. Bu canlılardan biri de sincaplardır.

Sincaplar, memeli hayvanlar sınıfına girer ve yavrularını doğurarak dünyaya getirirler. Genellikle ormanlık alanlarda, park ve ağaçlık bölgelerde yaşarlar. Beslenme alışkanlıkları arasında ceviz, fındık, badem ve palamut gibi sert kabuklu yemişler önemli bir yer tutar. Kış aylarında yiyecek bulmak zorlaştığı için yaz ve sonbahar boyunca topladıkları besinleri farklı noktalara gömerek hayatta kalma stratejisi geliştirirler.

Araştırmalar, sincapların gömdükleri besinlerin yaklaşık yüzde seksen ila doksanını bulabildiğini ortaya koymaktadır. Ancak geri kalan kısmı ya unutulur ya da çeşitli sebeplerle kaybolur. İşte bu noktada hikaye başlar.

Toprak altında kalan cevizler, palamutlar ve diğer tohumlar zamanla filizlenir. Yağmur, güneş ve verimli toprakla buluşan bu tohumlar, yeni fidanlara dönüşür. Sincap, aslında ağaç dikmeyi amaçlamaz; onun niyeti kış için yiyecek depolamaktır. Ancak yaptığı bu eylem, yeni ağaçların yetişmesine zemin hazırlar. Böylece bir sincabın unuttuğu ceviz, yıllar sonra insanların gölgesinde oturacağı, kuşların yuva kuracağı büyük bir ağaca dönüşebilir. Sincap bunu planlamaz, ama Allah her şeyi en iyi şekilde planlar. İşte burada tefekkür edilmesi gereken nokta ortaya çıkar.

Kur’an-ı Kerim’de, “Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar” (En’am Suresi, 38) buyurulmaktadır. Bu ayet, hayvanların başıboş yaratılmadığını, her birinin kendine özgü bir düzeni ve görevi olduğunu gösterir. Arılar bal yapar, kuşlar tohum taşır, solucanlar toprağı işlerken, sincaplar da farkında olmadan ormanların çoğalmasına katkıda bulunurlar. Her biri, Allah’ın kendilerine verdiği vazifeyi yerine getirir. İnsan ise sıklıkla bu mükemmel düzeni bozmakla meşguldür.

Kur’an’ın birçok ayetinde insanın yeryüzünde bozgunculuk yapmaması gerektiği vurgulanır. Çünkü yeryüzü sadece insanın mülkü değildir; dağlar, ağaçlar, kuşlar, böcekler ve sincaplar da bu büyük yaşam zincirinin bir parçasıdır. Günümüzde ormanların yok edilmesi, doğal yaşam alanlarının daraltılması ve çevrenin kirletilmesi, yalnızca ağaçlara değil, Allah’ın kurduğu hassas dengeye de zarar vermektedir. Bir sincaba bakarken, sadece sevimli bir hayvan görmemek gerekir; onun taşıdığı cevizi, gömdüğü tohumu ve unuttuğu palamudu da düşünmeliyiz. Çünkü bazen bir ormanın hikâyesi, küçük bir sincabın toprağa bıraktığı ve bir daha bulamadığı cevizle başlar. Allah’ın kudreti, insanların fark etmediği en küçük ayrıntılarda kendini gösterir.

Kur’an-ı Kerim, insanları yalnızca kitaba değil, kâinata da bakmaya davet eder. Gökyüzüne, yeryüzüne, dağlara, nehirlere, bitkilere ve hayvanlara dikkat çekerek bunların Allah’ın varlığının ve kudretinin ayetleri olduğunu bildirir. Ancak modern insan, çoğu zaman bakıyor ama görmüyor; görüyor ama tefekkür etmiyor. Oysa mümin için her varlık, Yaratan’ı hatırlatan bir işarettir. Bir sincabın toprağa gömdüğü cevizi düşünelim; o, sadece rızkını korumaya çalışmaktadır. Ancak Allah Teâlâ, onun bu davranışını yeni ağaçların, yeni ormanların ve yeni hayatların vesilesi kılmaktadır. Bu durum, Allah’ın kurduğu düzende hiçbir şeyin anlamsız olmadığını gösterir.

Kur’an’da, “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde akıl sahipleri için ibretler vardır” buyurulmaktadır. Gerçekten de ibret nazarıyla bakabilenler için bir sincap, taşıdığı ceviz ve o cevizden doğan ağaç, Allah’ın ayetlerinden biridir. İnsan, bu büyük düzen içinde sorumsuz bir tüketici değil, bir emanetçidir. Rabbimiz, yeryüzünü bize sınırsızca sömürelim diye değil, koruyalım ve imar edelim diye emanet etmiştir. Bu nedenle çevreyi korumak, ağaçları yaşatmak ve hayvanların yaşam alanlarına saygı göstermek yalnızca çevreci bir davranış değil, aynı zamanda kulluk bilincinin bir gereğidir. Bir sincabın unuttuğu ceviz, Allah’ın yarattığı düzende hiçbir iyiliğin kaybolmayacağını hatırlatır. İnsan bazen yaptığı işin sonucunu göremez; tıpkı sincabın filizlenecek cevizi göremediği gibi. Ancak Allah, küçük sebeplerden büyük sonuçlar yaratır. Bizim görevimiz ise kâinat kitabını okumak, gördüklerimiz üzerinde tefekkür etmek ve emanet olarak verilen bu yeryüzünü gelecek nesillere daha yaşanabilir bir şekilde bırakmaktır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu