Türkiye’nin hava kalitesi alarm veriyor: PM2.5 artışı endişe verici

Son veriler Türkiye’nin hava kalitesinin kötüleştiğini gösteriyor. PM2.5 değerleri artarken, hava kirliliği alarm veriyor.

Son yapılan analizler, Türkiye’deki hava kalitesinin son bir yıl içinde belirgin bir şekilde kötüleştiğini gözler önüne serdi. PM2.5 değerlerindeki artış, şehirlerdeki hava kirliliğini artırarak milyonlarca insanın soluduğu havayı daha tehlikeli hale getirdi. Ölçüm yapılan birçok noktada sınır değerlerin aşılması, hava kirliliğinin artık daha geniş bir alana yayıldığını gösteriyor.

Küresel ölçekte ve Türkiye özelinde hava kalitesine dair durum giderek kötüleşiyor. Özellikle asrın felaketi olarak adlandırılan depremin ardından ortaya çıkan veriler, IQAir tarafından yayımlanan 2025 Dünya Hava Kalitesi Raporu ile destekleniyor. Bu rapor, Türkiye’nin yanı sıra birçok ülkede hava kalitesindeki kötüleşme eğilimini net bir şekilde ortaya koyuyor. 143 ülke ve toplam 9.446 yerleşim yerinde yapılan ölçümlere göre, Türkiye’nin yıllık ortalama PM2.5 değeri 2024’te 15.3 seviyesinden 19.2’ye yükseldi. Bu artış, Türkiye’yi yalnızca sayısal olarak değil, dünya sıralamasında da yukarı taşıdı. Türkiye, bir yıl içinde dünyanın en kirli havasına sahip ülkeler listesinde 67. sıradan 39. sıraya yükselirken, Avrupa’da da hava kirliliği en yüksek olan ülkeler arasında dördüncü sıraya yerleşti.

Listede en yüksek hava kirliliğine sahip ülkeler arasında Bosna-Hersek, Kuzey Makedonya ve Sırbistan ilk üç sırayı alırken, Türkiye’nin ardından gelen ülkelerle arasındaki farkın giderek açıldığı dikkat çekti. Küresel ölçekte hava kirliliğinin en yoğun olduğu ülkeler arasında Pakistan, Bangladeş ve Tacikistan öne çıkıyor. En kirli şehir unvanı ise Hindistan’daki Loni’ye ait. Diğer yandan, Güney Afrika’daki Nieuwoudtville, dünyanın en temiz havasına sahip yerleşimlerinden biri olarak kaydedildi.

Avrupa’da hava kirliliği en yüksek olan şehirler arasında Iğdır, Buca (İzmir), Konya ve Düzce dikkat çekiyor. Başkent Ankara da bu listeye girdi; 11.4 mikrogram/metreküp PM2.5 değeri ile dünya başkentleri arasında 80. sırada yer alıyor. Ankara’nın, Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen sınır değerlerin üzerinde kalmaya devam ettiği görülüyor. Rapora göre, yalnızca Türkiye’de değil, küresel ölçekte de hava kalitesindeki iyileşme ivmesi belirgin bir şekilde yavaşladı. Şehirlerin yalnızca %14’ü, DSÖ tarafından belirlenen yıllık 5 mikrogram/metreküp PM2.5 kılavuz değerini karşılayabiliyor. Bu oran, bir önceki yıl %17 seviyesindeydi. Toplam 143 ülke ve bölgenin %91’inde bu sınırın aşıldığı kaydedildi; yalnızca 13 ülke ve bölge DSÖ kriterlerini karşılayabiliyor.

Dünya nüfusunun büyük bir kısmının, yerel ve gerçek zamanlı hava kalitesi verilerine erişemediği de raporda vurgulanan bir başka önemli nokta. Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay, Türkiye’deki PM2.5 değerlerindeki artışın ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek fosil yakıt bağımlılığına dikkat çekti. Türkiye’nin bir yıl içinde 67. sıradan 39. sıraya yükselmesinin alarm verici olduğunu vurgulayan Alpay, Avrupa’daki en kirli 10 noktanın yarısının Türkiye’de bulunduğunu ve bu durumun temiz hava politikalarında acil bir dönüşüm gerektirdiğini ifade etti.

Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Deniz Gümüşel, hava kirliliğinin ekonomik boyutuna da dikkat çekti. Türkiye’de PM2.5 kirliliğinin yıllık maliyetinin 138 milyar dolara ulaştığını belirten Gümüşel, bu rakamın 2024 yılı gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık %10’una denk geldiğini ifade etti. Gümüşel, “Temiz hava için alınacak önlemler, kirli havanın sağlık ve ekonomi üzerindeki maliyetinden çok daha düşük seviyede kalıyor. Yapılan hesaplamalar, PM2.5 seviyesinin düşürülmesi halinde her yıl 60 binden fazla insanın hayatının kurtarılabileceğini ortaya koyuyor” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eski Müsteşarlarından Prof. Dr. Mustafa Öztürk, hava kirliliğinin neden olduğu sorunların önemine değinerek, PM2.5’in çapı 2.5 mikrometreden küçük olan ve solunum yoluyla doğrudan akciğerlere ulaşabilen partikül maddeleri ifade ettiğini belirtti. Bu parçacıkların, trafik, sanayi, enerji üretimi ve tarımsal faaliyetler gibi birçok kaynaktan kaynaklandığını söyledi. Ayrıca orman yangınları ve toz fırtınaları gibi doğal olayların da hava kirliliğini artırdığını vurguladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu