Akademisyenlerin özel şirketlerde yöneticiliği tespit edildi

Sayıştay, bazı akademisyenlerin üniversitedeki görevleri sürerken özel şirketlerde yönetici olarak çalıştığını belirledi. Teknopark istisnası da açıklandı.

Sayıştay’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu 2025 yılı denetim raporunda, akademik personelin ticari faaliyetlerine ilişkin önemli bir tespit yer aldı. Denetimlerde, bazı akademisyenlerin üniversitelerdeki kadrolu görevleri devam ederken özel şirketlerde müdür ya da yönetici sıfatıyla görev yaptığı belirlendi.

Raporda, akademisyenlerin özel şirketlerde yöneticiliği mevzuat ve kamu görevlileri için belirlenen etik ilkeler açısından değerlendirildi. Sayıştay, söz konusu görevlerin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan hükümlerle bağdaşmadığı kanaatine vardı.

Tespit, ticaret odalarından alınan kayıtların üniversitelerin personel verileriyle karşılaştırılması sonucunda yapıldı. Ticaret sicilinde şirket müdürü veya yöneticisi olarak görünen akademisyenler bu yöntemle belirlendi.

Mevzuat ticari faaliyeti nasıl düzenliyor?

2547 ve 2914 sayılı kanunlarda hüküm bulunmayan durumlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun uygulanması öngörülüyor. Bu nedenle akademik personel açısından 657 sayılı Kanun’un ticaret ve kazanç getirici faaliyetleri düzenleyen 28. maddesi de dikkate alınıyor.

Bu madde; memurların Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir veya esnaf sayılmasını gerektirecek faaliyetlerde bulunmasını, ticaret ve sanayi işletmelerinde görev almasını, ticari mümessil ya da ticari vekil olmasını yasaklıyor. Ayrıca kolektif şirketlerde ortaklık ve komandit şirketlerde komandite ortaklık da yasak kapsamına giriyor.

Sayıştay’ın değerlendirmesine göre üniversitelerde görev yapan akademik personelin ticari şirketlerde müdür, yönetici veya benzeri sıfatlarla görev üstlenmesi mümkün değil. Kurum ayrıca bu tür görevlerin, kamu görevlilerinin çıkar çatışmasından kaçınma yükümlülüğüyle de uyuşmadığını belirtti.

Teknopark şirketleri için istisna bulunuyor

Mevzuatta teknopark şirketleri bakımından ayrı bir düzenleme bulunuyor. 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu uyarınca öğretim elemanları, üniversitelerinin izniyle teknoparklarda Ar-Ge amacı taşıyan şirket kurabiliyor, mevcut şirketlere ortak olabiliyor veya bu şirketlerde yönetici olarak görev alabiliyor.

Bu nedenle teknopark kapsamı dışında kalan şirketlerde yöneticilik yapan akademisyenler, 657 sayılı Kanun’un 28. maddesindeki yasak bakımından değerlendiriliyor. Ancak Sayıştay raporunda tespit edilen şirketlerin teknopark şirketi olup olmadığına ilişkin bir bilgi paylaşılmadı.

Raporda ayrıca tespit edilen akademisyenlerin sayısı, akademik unvanları ve görev aldıkları şirketlerin faaliyet alanları açıklanmadı.

Hasta danışmanlığı şirketlerine ilişkin tespit

Sayıştay’ın 2025 yılı raporlarında üniversite hastanelerine ilişkin ayrı bir bulguya da yer verildi. Yedi üniversitede, hastanelerde görev yapan bazı öğretim üyelerinin “hasta danışmanlığı” adıyla şirket kurduğu veya bu şirketler üzerinden hasta kabul ederek muayene ve tedavi hizmeti sunduğu belirlendi.

Bu faaliyetlerden elde edilen gelirlerin döner sermayeye aktarılmadığı tespit edildi. Üniversite yönetimi ise gerekli işlemlerin ilgili birimler tarafından yürütüleceğini ve sürecin Rektörlük tarafından takip edileceğini bildirdi.

Sayıştay, akademik personelin üniversitedeki asli görevleri sürerken ticari şirketlerde yönetici pozisyonunda bulunmasının hem mevzuata hem de etik ilkelere aykırılık oluşturduğunu belirtti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu