Hüseyin Çelik’ten Çarpıcı Açıklamalar: 15 Temmuz ve MHP İttifakı
Hüseyin Çelik, 15 Temmuz darbe girişimi ve MHP- AK Parti ittifakına dair eleştirilerde bulundu.
AK Parti’nin kurucu isimlerinden ve eski bakan Hüseyin Çelik, katıldığı bir programda iktidarın mevcut politikalarını sert bir dille eleştirdi. Özellikle MHP ile olan ittifakı ve 15 Temmuz darbe girişimine dair belirsizlikleri hedef alan Çelik, “MHP kiminle ortak olmuşsa onu bitirmiştir. 15 Temmuz’da ise yanıtlanmamış yüz tane soru var” ifadelerini kullandı.
Hüseyin Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki AK Parti’nin MHP ile olan ortaklığını “gariplik” olarak tanımladı ve milliyetçi cephe hükümetleri döneminden bu yana MHP’nin ortaklık kurduğu her siyasi yapıya zarar verdiğini savundu. Çelik, bu ittifakın AK Parti’yi erittiğini ileri sürerek, “MHP’nin AK Parti ile olan ortaklığı AK Parti’ye yaramayacaktır. Nitekim ortak olunduğu günden beri girilen her seçimde AK Parti’nin oyları düşüyor” dedi.
15 Temmuz darbe girişimine dair de dikkat çekici iddialarda bulunan eski bakan, sürecin yeterince şeffaf bir şekilde yürütülmediğini vurguladı. O dönemin önemli isimlerinin Meclis Araştırma Komisyonu’na katılmamasını eleştiren Çelik, olayın arkasında ciddi soru işaretleri olduğunu şu sözlerle ifade etti: “15 Temmuz, tüm soruları yanıtlanmış bir süreç değildir. Bu işin iki önemli muhatabı vardı: Biri dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, diğeri ise dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan. Bu insanlar neden Meclis’e gelip ifade vermediler? 15 Temmuz’a dair bir değil, yüz tane cevapsız soru var. Yaşananların görünmeyen yüzünün bilinmesi istenmiyor gibi bir izlenim var.”
Gündemin diğer konularına da değinen Hüseyin Çelik, Türkiye’de güçler ayrılığı ve hukuk devletinden sapıldığını belirtti. Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bir “felaket” olduğunu söyleyen Çelik, lider odaklı partilerin kurucularından sonra dağıldığını hatırlatarak, Erdoğan’ın ardından AK Parti’nin başına kim gelirse gelsin partinin yaşama şansının kalmadığını ifade etti. Aile içi bir veraset modelinin Türkiye’yi ancak bir “muz cumhuriyeti” haline getireceğini sözlerine ekledi.




