Destici: Ankara güvenliği Hatay’dan değil Şam’dan başlar
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Suriye’de Türkmenlerin ve Türkçenin korunması gerektiğini belirterek Ankara güvenliğinin Şam’dan başladığını söyledi.
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, haftalık basın toplantısında Türkiye’nin iç ve dış gündemine ilişkin açıklamalar yaptı. Gazileri, şehit ailelerini ve Alevi Bektaşi temsilcilerini selamlayan Destici, Türk milletinin farklı etnik ve inanç gruplarıyla bir bütün olduğunu vurguladı.
Yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını dileyen Destici, öğretmenlerin özellikle ücretli öğretmenlerin ve özel okullarda çalışan eğitimcilerin yaşadığı hak kayıplarına dikkat çekti. Eğitimde başarı için teknolojik donanımın tek başına yeterli olmayacağını belirten BBP lideri, öğretmenlerin yetiştirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve hak ettikleri sosyal imkânlara kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Destici, Millî Eğitim Bakanlığının yeni döneme ilişkin düzenlemelerini de desteklediklerini açıkladı. Öğretmenlerin öğrenciler için yalnızca ders anlatan kişiler olmadığını ifade eden Destici, eğitimcilerin kıyafetleri, davranışları ve sözleriyle de öğrencilere örnek olması gerektiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme
Mustafa Destici, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir saati aşan bir görüşme gerçekleştirdiklerini aktardı. Görüşmede Terörsüz Türkiye süreci, PKK ve DEM çevresinden gelen provokasyon iddiaları, çiftçilerin sorunları, tarım sektöründeki gelişmeler, enflasyon, faizler, krediye erişim ve düşük gelirli kesimlerin taleplerinin ele alındığını bildirdi.
Destici ayrıca, BBP’nin kurucu lideri Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki kişilerin hayatını kaybettiği sürece ilişkin soruşturmanın Ankara’da yürütülmesi gerektiği yönündeki görüşlerini yineledi. Adalet Bakanlığının dosyayı ve diğer faili meçhul cinayetleri takip etmesini olumlu bulduğunu belirtti.
2028 seçimlerine ilişkin değerlendirmesinde Destici, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı için Anayasa değişikliği veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçim kararı alması olmak üzere iki yol bulunduğunu söyledi. Meclisin 360 milletvekilinin oyuyla seçim kararı alabileceğini belirten Destici, kendi kanaatinin ikinci ihtimalin daha güçlü olduğu yönünde olduğunu ifade etti. Destici, 2027’de erken seçim beklemediğini, seçimin 2028’in ilkbahar aylarında yapılabileceğini dile getirdi.
Fahiş fiyat ve tarım piyasasına yönelik operasyon
Tarım ürünlerinin tarladan tüketiciye ulaşana kadar geçirdiği fiyat sürecine de değinen Destici, farklı illerde yürütülen operasyon kapsamında 40’tan fazla kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini söyledi. İncelemelerde yüksek fiyat göstermek amacıyla usulsüz faturalar düzenlendiğinin ve bazı ürünlerin gerçek maliyetlerinin çok üzerinde gösterildiğinin ortaya çıkarıldığını aktardı.
Fahiş fiyat uygulamalarının yalnızca para cezasıyla önlenemeyeceğini savunan Destici, daha caydırıcı ve hakkaniyetli yaptırımlar uygulanması gerektiğini belirtti. Ahilik kültürünün dürüst ve güvenilir ticaret anlayışına dayandığını hatırlatan Destici, üreticinin emeğini ve tüketicinin hakkını gözetmeyen uygulamaların bu anlayışla bağdaşmadığını söyledi.
Buğday fiyatını örnek gösteren Destici, sezon başında desteklerle birlikte açıklanan fiyatın altında alım yapıldığını, hasattan kısa süre sonra ürünün daha yüksek bedellerle satıldığını belirtti. Hayvancılık sektöründe de sınırlı sayıdaki aracının piyasayı yönlendirdiğini öne süren Destici, üreticiyi koruyacak düzenlemelerin hayata geçirilmesini istedi.
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin açıklamalar
Destici, silahlı terör örgütü mensupları için düzenlenen taziye çadırları ve bazı etkinliklerin terör propagandasına dönüştürülmesini kabul etmediklerini söyledi. Ailelere taziye sunulmasıyla örgütsel kimliğin yüceltilmesinin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Destici, terörün yalnızca silahlı faaliyetlerinin değil, siyasi ve sembolik propagandasının da sona ermesi gerektiğini ifade etti.
“Kürt meselesi” ifadesine karşı çıkan Destici, Türkiye’de temel sorunun PKK terörü olduğunu savundu. Kürt vatandaşların Türkiye’nin ayrılmaz parçası olduğunu belirten Destici, farklı dillerin sosyal ve kültürel yaşamda kullanılmasına karşı olmadıklarını; ancak kamu otoritesi ve eğitim alanında ortak dilin Türkçe olması gerektiğini söyledi.
PKK’nın Kürtleri temsil etmediğini dile getiren Destici, Türkiye’nin üniter yapısına ve ortak kimliğine yönelik tartışmalarda siyasetçilerin daha dikkatli bir dil kullanması gerektiğini kaydetti.
Suriye’de Türkmenlerin durumu
Konuşmasının önemli bölümünü Suriye’deki gelişmelere ayıran Destici, İsrail, ABD ve bazı Batılı ülkelerin bölgedeki etkisinin arttığını ileri sürdü. Suriye’de Türkçe eğitim ve kurumsal hafızanın geri plana itildiğini, buna karşılık Kürtçe ve Fransızcanın idari ve diplomatik alanlarda öne çıkarıldığını savundu.
Suriye Türkmen Cephesi temsilcileriyle yapılan görüşmelerden saha bilgileri edinildiğini belirten Destici, Türkmenlerin yönetim mekanizmalarından uzaklaştırılmasının Türkiye’nin bölgesel etkisini zayıflatacağını söyledi. Irak’ta geçmişte yapılan hataların Suriye’de tekrarlanmaması gerektiğini ifade eden Destici, Türkmenlerin ülkenin asli unsurlarından biri olarak siyasi ve idari yapılarda yer alması gerektiğini vurguladı.
Türkçenin, Türkmenlerin yoğun yaşadığı bölgelerde yalnızca seçmeli ders olarak değil, resmî eğitim dili olarak da okutulması gerektiğini savunan Destici, Türkiye’nin Suriye’deki kazanımlarından geri adım atmaması gerektiğini belirtti. Türkmenlerin ve Türkçenin dışlanmasının uzun vadede Türkiye’nin sınır güvenliği açısından risk oluşturacağını ifade etti.
Destici, Türkiye’nin güvenlik hattının sınır illerinden daha ileride başlaması gerektiğini belirterek, “Ankara güvenliği Hatay’dan değil, Şam’dan başlar. Ankara’nın güvenliği Diyarbakır’dan değil, Kerkük’ten başlar.” ifadelerini kullandı. Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’nin millî güvenliği ve bölgesel çıkarları açısından yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Soru-cevap bölümünde terörle müzakere değil mücadele edilmesi gerektiği yönündeki parti görüşünü yineleyen Destici, yargı süreçlerinin takip edildiğini belirtti. Siyasette eleştirinin hakaret ve iftiraya dönüşmediği sürece demokratik hukuk devletinin doğal bir unsuru olduğunu söyleyen Destici, tüm siyasi aktörlere daha ölçülü ve sorumlu bir dil kullanmaları çağrısında bulundu.




