İsrail’in Tehdit Haritası: İç ve Dış Sorunlar Derinleşiyor
İsrail’in karşılaştığı iç ve dış tehditler, INSS raporunda detaylı bir şekilde ele alındı. Yeni güvenlik gerçeklikleri ve zorluklar masaya yatırıldı.
İslami Analiz / Haber Merkezi
7 Ekim 2023’te yaşanan olaylardan bu yana, İsrail işgal rejimi birçok cephede savaşmak zorunda kaldı ve bu süreçte hem dış hem de iç tehditlerle karşı karşıya kaldı. Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS) tarafından yayımlanan bir raporda, İsrail’in karşılaştığı dört ana tehdit belirlenmiş durumda.
El-Meyadin gazetesinde yer alan bir değerlendirmeye göre, İsrail’deki siyasi partiler arasında bir uzlaşma söz konusu: Ülke, yeni bir güvenlik, siyaset ve ekonomik gerçeklikle yüzleşiyor. İran ile direniş ekseni arasındaki mücadele, Orta Doğu’daki değişimler, uluslararası baskılar ve iç sorunlar, karar vericilere İsrail’in geleceği hakkında yeni sorular yöneltiyor.
Bu bağlamda, Yedioth Ahronoth medya kuruluşu, INSS ile birlikte 27 Temmuz 2026 tarihinde bir Ulusal Güvenlik Konferansı düzenledi. Konferansa, siyasetçiler, güvenlik ve askeri bürokrasiden üst düzey yetkililer, araştırmacılar ve uzmanlar katılarak İsrail’in değişen güvenlik durumu ve tehdit haritasını tartıştı.
Konferansın merkezinde, INSS tarafından sunulan “İsrail’in Karşılaştığı Tehditler Endeksi” yer aldı. Bu kapsamlı çalışma, İsrail genelinde yapılan bir kamuoyu araştırması ve 100’den fazla uzmanın katılımıyla gerçekleştirilen derinlemesine incelemeleri içeriyor.
Çalışma, İran, Filistin, İsrail’in uluslararası konumu, ulusal direnç ve ekonomik zorluklar gibi başlıca tehditlere dair kamuoyu algısını ve uzman görüşlerini içeren bir harita sunuyor.
Etkinliğin organizatörleri, konferansın “son derece kritik bir zamanda” yapıldığını vurgulayarak, İsrail’in son üç yıldır bu kritik anlarla yüzleştiğini belirtti. Bu süre zarfında, İran ile karşılıklı saldırıların beklendiği yeni bir güvenlik durumu ortaya çıkarken, kuzey cephesindeki gerilim, Gazze’deki Hamas’ın güçlenmesi, Batı Şeria’daki artan huzursuzluk ve Yemen kaynaklı tehditler de gündeme geldi. Tüm bunların yanı sıra, herkesin ‘kader belirleyici’ olarak nitelendirdiği seçimler de durumu daha karmaşık hale getiriyor.
Konferans, “2026 yılında İsrail’in karşı karşıya olduğu tehdit haritası nasıl görünüyor?” sorusunu yanıtlamaya çalışarak başladı. Bu bağlamda, İsrail’in son yıllarda yaşadığı iç çatışmalar, 7 Ekim’deki saldırılar ve bölgesel çalkantılar gibi birçok kriz ele alındı. Yeni tehditler ortaya çıkarken, eski tehditlerin niteliği de değişti ve karmaşık bir ilişki ağı oluşturdu.
INSS, yaklaşık bin İsrailli ve 150 uzmanla kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Katılımcılardan, 14 farklı senaryoyu değerlendirerek, önümüzdeki beş yıl içinde en büyük tehditleri belirlemeleri istendi. Araştırma, sadece tehditlerin ciddiyetini değil, aynı zamanda gerçekleşme olasılığı ve yaratacağı zarar boyutunu da göz önünde bulundurmayı amaçladı.
Sonuçlar, tek bir baskın tehdidin varlığının ötesinde, birbirini etkileyen ve şiddetini artıran bir tehditler sistemini ortaya koydu. Araştırmaya göre, en büyük tehditler arasında, toplum içindeki çatışmalar, İran’ın nükleer silaha sahip olması, iç cepheye yönelik füze saldırıları ve devletin demokratik yapısının zedelenmesi yer alıyor.
Bu tehditlerin ikisi dış kaynaklıyken, diğer ikisi içten kaynaklanıyor. Ancak tehditlerin ciddiyeti, yalnızca bu unsurlarla sınırlı değil. Araştırma, İsrail’in ulusal güvenliğinin artık tek bir boyuta dayanmadığını ortaya koyuyor. Nükleer İran, geleneksel askeri tehdidin merkezinde kalmaya devam ederken, ABD desteğini kaybetme olasılığı da önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, araştırmayı yürütenler, İsrail’in karşılaştığı tehdit haritasının karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ve sadece bir tehdit listesi olmadığını vurguladı. Emekli Tuğgeneral Yuval Eylon, bu durumun iç tehditler ve uluslararası destek kaybı gibi unsurların, kamuoyunu en çok endişelendiren konular arasında yer aldığını belirtti.




